Eski CIA Direktörü Petraeus: ABD'nin Kürtleri terk etmeyeceğine inanıyorum

“Demokratik Suriye Güçleri mensuplarının o muazzam fedakarlığına ve üstün hizmetine dair çok net bir farkındalık var”

BM Genel Kurulu'nun 80. oturumuna katılmak üzere ABD'nin New York kentinde bulunan Şara, eski CIA Direktörü General David Petraeus'un moderatörlüğünde Concordia Zirvesi'nde gündeme ilişkin soruları yanıtlamıştı/ Fotoğraf: AA

ABD Ordusu Eski Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı ve eski CIA Direktörü General David Petraeus, Rûdaw'a verdiği özel röportajda, Suriye'deki yeni dönem, Kürtlerin geleceği ve ABD'nin bölgedeki stratejisine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Petraeus, Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) IŞİD'le mücadeledeki kritik rolüne vurgu yaparak, ABD'nin Kürtleri terk etmeyeceğine inandığını belirtti. Rudaw'a bir röportaj veren Petraeus şöyle konuştu:

Halep'in iki mahallesinde Kürt güçlerine yönelik son saldırılarla birlikte Kongre'nin endişelerinin arttığını gördük. Senatör Lindsey Graham ve bizzat görüştüğüm diğer Kongre üyeleri bu saldırıları kınıyor ve endişelerinin arttığını söylüyor. Bu durum ABD'nin Suriye politikasını etkiler mi? Bir noktada etkileyebilir. Elbette. Kongre harekete geçebilir. Yaptırımları yeniden yürürlüğe koyabilirler. Yine tabiri caizse ortada belli kriterler var. Özellikle Sezar yaptırımlarını kaldıran mevzuatta tanımlanmış hususlar mevcut. Ve eğer umduğumuz tabloyu görmezsek, Ahmet eş-Şara üzerinde baskı kurmak amacıyla Suriye'ye yeniden bazı yaptırımlar getirilmesi ihtimali var. Tekrar ediyorum, bu bir değerlendirme süreci, bir yargı süreci olacak. Yapması gereken her şeyi yapıyor mu? Elinden geleni yapıyor mu? Bu arada ona nasıl yardım edebiliriz? Çünkü o sadece bir hükümet kurmaya ve güvenliği sağlamaya çalışmıyor. Aynı zamanda ekonominin tek üretken ve büyük ihracat kaleminin daha önce yasa dışı uyuşturucu olduğu bir ekonomiyi yeniden hayata döndürmeye çalışıyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Petraeus “ABD'nin Kürtlere yeniden sırt çevirme ihtimali var mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

Öyle olacağını sanmıyorum. Bence Demokratik Suriye Güçleri mensuplarının o muazzam fedakarlığına ve üstün hizmetine dair çok net bir farkındalık var. Tekrar ediyorum, cephe hattında savaşanlar onlardı. Biz, istihbarat, gözetleme ve keşiften, hava saldırılarına, dolaylı ateş desteğine, lojistik, eğitim, donatım ve idameye kadar her alanda pek çok farklı yolla onlara imkan sağladık. Ama yine söylüyorum, ortak hedefimize ulaşmamızı sağlamak için savaşan ve çok büyük sayılarda can verenler onlardı. Ki bu hedef Kuzeydoğu Suriye'deki İslamcı aşırılıkçı halifeliği ortadan kaldırmaktı.

ABD çok ciddi protestolarda bulundu ve bu durum kontrol altına alınmazsa olabilecekler konusunda hükümeti bir nevi tehdit etti. O korkunç olaylardan beri benzer şeyler görülmedi. Büyük bir soruşturma devam ediyor. Ne kadar dürüst ve şeffaf olacağını göreceğiz. Tabi Dürzileri uzun süredir destekleyen İsrailliler de benzer endişeleri dile getirdi. Hatta Şam'daki güvenlik güçleri karargahlarını ve diğer Suriye askeri unsurlarını bombaladılar. Yani anlayacağınız Suriye hükümeti uyarıldı. Bunu tekrar yapamayacaklarını biliyorlar. Bu eylemleri gerçekleştirirken kendilerini yeni Suriye hükümetinin pelerini altına gizleyen o katil unsurları kontrol altına almak zorundalar. Sanırım yapıyorlar da. Bunu yapmanın bir mecburiyet olduğunun kesinlikle farkındalar. Bunu kontrol altında tutup tutamayacaklarını, yeniden o yönetim ve güvenliği sağlayıp sağlayamayacaklarını, ekonominin canlanmasına destek verip veremeyeceklerini ve bir hükümetin yapması gereken diğer tüm görevleri yerine getirip getiremeyeceklerini, tabii eğer buna güçleri yeterse, hep birlikte göreceğiz. Size şunu söyleyebilirim ki Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Suriye Diasporası, babası Hafız Esad'ın kanlı rejimini devralan o katil Beşar Esad rejiminin son bulmasından büyük sevinç duyuyor. Yeni Suriye hükümetini desteklemeye ve yeni Suriye'ye yatırım yapmaya çok istekliler. Ancak yine söylüyorum, eğer bu desteğin sürmesini istiyorlarsa, Suriye hükümetinin bu güveni hak ettiğini kanıtlaması gerekecek. Bu konuda çok net olmalılar. Ve sanırım öylelerdi.

“Barzani tecrübesi kilit rol oynayacak”

Petraeus, Suriye'nin yeni lideri Ahmet Şara hükümetinin henüz tam anlamıyla kapsayıcı olmadığını ve sahada Kürtlere yönelik saldırıların endişe verici olduğunu ifade etti. Petraeus, ABD Kongresi'nin Sezar yaptırımlarını kaldırmasına rağmen, Kürtlere ve diğer azınlıklara yönelik hak ihlallerinin devam etmesi durumunda yaptırımların yeniden yürürlüğe girebileceği uyarısında bulundu.

Özellikle Erbil'in diplomatik rolüne dikkat çeken Petraeus, Neçirvan Barzani'nin arabuluculuğunda Mazlum Abdi ile ABD'li yetkililer arasında gerçekleşecek görüşmelerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Eski komutan, Mesud Barzani ile olan yakın dostluğunu ve geçmişteki mesailerini hatırlatarak, Barzani'nin tecrübesinin Suriye'deki Kürt meselesinin çözümünde kilit bir rol oynayabileceğini söyledi.

Suriye'deki IŞİD tutuklularının durumu hakkında Senatör Lindsey Graham'in endişelerine katıldığını belirten Petraeus, bu hapishanelerin güvenliğinin DSG'den alınıp yeni Suriye ordusuna devredilmesinin büyük bir risk oluşturacağını savundu. "Bozuk olmayanı tamir etmeye çalışmayalım" diyen Petraeus, DSG'nin bu konudaki başarısının tartışılmaz olduğunu dile getirdi.

"İran'a müdahale ihtimali  bir süreliğine azaldı"

İran konusunda ise askeri harekat ihtimalinin şu an için azaldığını ancak masada kalmaya devam ettiğini belirten Petraeus, İran'daki Kürtlerin durumuna da değindi. Kürtlerin "dünyada devleti olmayan en büyük ulus" olduğu gerçeğinin altını çizen Petraeus, hem askerlik hem de istihbarat kariyeri boyunca Kürtlerle çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Petraeus şunları söyledi:

ABD hükümeti adına hedefin rejim değişikliği olup olmadığı veya belirlenen özel hedefin ne olduğu konusunda konuşamam. Bence şu an saldırı ihtimalinin daha düşük olmasının nedeni, ki bu raporlara da yansıdı, kamuoyunca bilindiği üzere Körfez ülkeleri ve İsrail'den gelen bu işe aceleyle girişilmemesi ve eğer böyle bir şey olursa neler yaşanabileceği yönündeki uyarılardır. Ayrıca ABD ordusundan da "evet şu an şunları yapabiliriz ama hem İran'a karşı ofansif anlamda hem de İran'ın füzelerle, uzun menzilli roketlerle veya sahip oldukları diğer yeteneklerle örneğin Körfezi mayınlayarak, seyrüsefer özgürlüğüne müdahale ederek ya da ellerinde kalan vekil güçleri harekete geçirerek karşılık vermesi durumunda savunma anlamında çok daha fazlasını yapabilme kabiliyetimiz olsaydı gerçekten iyi olurdu" şeklinde uyarılar geldi. Tabi vekil güçlerinin çoğu ciddi şekilde zayıflamış durumda ve muhtemelen sonuç olarak hiçbir şey yapamayacaklardır. ABD güvenlik servislerinin karargahlarını vursa, bazı güvenlik liderlerini etkisiz hale getirse ya da kalan füze programını, fırlatıcıları ve diğer misilleme kapasitelerini yok etse bile, Hizbullah'ın İsrail'e karşı harekete geçeceğini sanmıyorum. Bence bu mantıklı bir çıkarım. Elbette Başkan, kendisine İran'dan dolaylı yoldan bir mesaj iletildiğini, bu mesajda başkanın endişe duyduğu o infazın gerçekleşmeyeceğinin ve ayrıca tırnak içinde söylüyorum, ölümlerin durmakta olduğunun belirtildiğini de söyledi. Bu henüz gerçekleşmedi. Dolayısıyla ABD'nin askeri harekat olasılığının ve belki de askeri harekat dışındaki diğer adımların diplomatik, ekonomik, enformasyonel, siber ve cephaneliğimizdeki diğer tüm araçların kullanım ihtimalinin azaldığı geçici bir dönemde olduğumuzu düşünüyorum. Bu ihtimal bir süreliğine azaldı. Ancak Abraham Lincoln uçak gemisi ve görev gücündeki gemiler Körfeze vardığında, eğer göstericilerin öldürülmesi devam ederse, işte o zaman bir tür eylem olasılığının daha yüksek olacağını düşünüyorum.

“Kürtlerle benim kadar çok mesai harcamış pek fazla insan olduğunu sanmıyorum”

Tekrar ediyorum, ABD hükümeti adına cevap veremem. Yani bölgede Kürtlerin, Azerilerin, Türkmenlerin, Arapların ve diğer azınlıkların varlığına dair çok net bir farkındalık olduğunu düşünüyorum. Hakları derken neyi kastettiğinizi tam bilmiyorum. Eğer kendi kendini yönetme hakkından, bağımsızlık hakkından ya da buna benzer bir şeyden bahsediyorsanız, sanırım bu hak olarak görülen çerçevenin ötesine geçecektir. Kabul edelim ki... Yani tekrar söylüyorum, bugünün gerçeği Kürtlerin dünyada devleti olmayan en büyük nüfus olduğudur. Evet bu şüphesiz üzücü bir gerçeklik. Yapılabilecek en doğru tanım budur. Ve şunu da unutmayın. Gerek üniformalı görevim sırasında gerekse CIA direktörü olarak Kürtlerle benim kadar çok mesai harcamış ve şimdi de dünyanın en büyük yatırım şirketlerinden birinin ortağı olarak onlarla iş yapmayı bu kadar çok isteyecek başka pek fazla insan olduğunu sanmıyorum.

Şara ile söyleşi yapmıştı

Petraeus Concordia Zirvesi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ile röportaj yapmıştı. Şara’ya geçmişte ABD tarafından başına 10 milyon dolar ödül konulan günleri yeniden hatırlatan Petraeus görüşmede Şara'ya, “20 yıl önce Irak’taki güçlere komuta ettiğim dönemde farklı taraflardaydık. O dönemlerde ABD güçleri tarafından 5 yıl tutuklu kaldınız. Şimdi burada, Suriye’nin lideri olarak bulunuyorsunuz. Bize, El Kaide içinde bulunduğunuz o dönemi nasıl geride bırakıp bugün olduğunuz noktaya geldiğinizi anlatır mısınız?” diye sormuştu. Şara'nın cevabı, "Bir zamanlar çatışma içindeydik ve şimdi diyaloğa geçiyoruz. Geçmişi bugünün kurallarıyla yargılayamayız, bugünü de geçmişin kurallarıyla değerlendiremeyiz" olmuştu

 

Rudaw, Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU