Aralık 2024'te geçirdiği böbrek naklinin ardından uzun bir tedavi sürecini geride bırakan Türk Halk Müziği sanatçısı Orhan Hakalmaz, yeniden sahneye çıktı.
Hakalmaz, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında, organ bağışı farkındalığı oluşturmak için düzenlenen; doktor ve organ nakli koordinatörlerinden oluşan Ayda1Detoks grubunun 46. konserinde onur konuğu olarak sahne aldı.
Sanatçı, bu kez yalnızca türkülerini değil, böbrek yetmezliği, diyaliz günleri ve donör olan yeğeniyle yaşadığı derin bağ üzerinden hayata yeniden tutunuş hikâyesini de paylaştı.
Hakalmaz, yaşadığı süreci ve organ bağışına dair güçlü mesajını Independent Türkçe'ye, tüm içtenliğiyle anlattı.
Böbrek nakli sonrası hayata yeniden tutunuş
Hakalmaz, nakil öncesinde 2 ay boyunca hemodiyaliz tedavisi gördü.
Diyaliz sürecinin ardından, yeğeninin donör olmasıyla yeniden hayata tutundu.
“Allah’a çok şükür, sonu hayırlı oldu. Herkesin böyle gülümseyerek anlatacağı bir hikâyesi olsun” diyen Hakalmaz, nakil sürecinde yaşadığı zorlukları şöyle anlattı:
2 ay diyalize girdim; bu bile yaşamı zorlayan bir süreç. Bazıları 10 yıl boyunca diyalize bağlı kalıyor; Allah onlara sabır versin. Diyaliz, dört saat süren ve iki günde bir tekrarlanan yorucu bir süreç. Makine, böbreğin işlevini taklit ediyor. Ben bu süreci Allah’ın bir mucizesi olarak değerlendiriyorum.
Organ nakli süreci çok titiz yürütülüyor
Organ nakli yalnızca tıbbi değil, etik olarak da son derece hassas bir süreç.
Sağlık Bakanlığı'nın oluşturduğu özel heyetler, her vericiyle ayrı ayrı görüşerek olası ticari ilişkileri veya baskıları önlemeye çalışıyor.
Orhan Hakalmaz da bu sürecin ne kadar ince eleyip sık dokunarak yürütüldüğünü kendi deneyimiyle anlattı:
Süreç son derece titizlikle yürütülüyor. Bizim yeğenle bile kayıt altına alınan görüşmeler yaptılar. Her adım takip ediliyor, donörün bilgileri doğrulanıyor ve tüm süreç kayıt altına alınıyor.
Orhan Hakalmaz’ın “Yaşam En Güzel Miras”, Ayda1Detoks konserinde okuduğu Karahisar Kalesi yorumunu da burada paylaşalım.#organbağışı#organbağışıhayatkurtarır pic.twitter.com/iJM1GQJCNl
— Merve Bayrakçı (@mervebayrakkci) November 10, 2025
Türküler gençlerle buluşuyor
Hastalığın ardından sahnelere dönen Hakalmaz, türkülere gençlerin de ilgi gösterdiğini ve doğru şekilde sunulduğunda herkesin keyifle dinleyebileceğini belirtti:
'Türkü dinlenmiyor' diyorlar ama ben gördüğüme inanırım. Raporlar, istatistikler geliyor elimize: 18-45 yaş arası dinleyici oranı yüzde 70'lere ulaşıyor. Gençler türküye uzak değil, sadece doğru yerde bulamıyorlar. Türkü var oldukça, ülkemizin kültürü de yaşamaya devam eder.
Hakalmaz, "Bir milleti millet yapan dili, dini, kültürü ve tarihidir. Bunları biz türkülere çok güzel nakşetmişiz. 100 yıl sonra hâlâ türkü dinleniyorsa sorun yok demektir; dilini konuşuyor, ülkenin acılarını, kahramanlık öykülerini biliyorsun demektir" diye vurguladı.
"Teslim olmak güzel bir şey: Gayret bizden, tevfik Allah'tan"
Nakil sürecinde Hakalmaz’ın maneviyatı büyük rol oynadı.
Sanatçı, inançlı olmayı her zaman ön plana koyduğunu söyledi:
Teslim olmak güzel bir şey. Elimizden geleni yapıyoruz, gayret bizden, tevfik Allah'tan. Bu süreçte 'Vardır bir hayır' diyeceğiz.
Hakalmaz, yaşadığı süreci sadece sağlık hikâyesi olarak değil, manevi bir deneyim olarak da tanımlıyor:
Kendime iyi insan demek istemem, sevmem; ama iyi insan olmaya çalışırım. İyi insan olmaya çalışmak güzel bir şey... Ama ben ölümle çok barışık bir insanım. Hatta nakil ameliyatına girmeden önce 'Allah'ım ben hazırım' diye dua ettim:
'Yaşa' dersen yaşarım, 'Öl' dersen de hazırım.'
"Organ bağışı, iyiliğin en yüce hali... Her insana nasip olacak bir şey değil"
Sanatçı Orhan Hakalmaz, toplumda iyilik yapmanın ve arkamızda güzel bir iz bırakmanın önemine dikkat çekti:
Gerçekten ölüyoruz ve organlarımız bir gün sonra yok oluyor. Bu nedenle bağış yapmak çok değerli. Sahip olduğumuz her şey geçici; araba, ev, kalp, böbrek… Hepsi emanet.
"İnsanları dini yönden rahatlatmak gerekiyor..."
Organ bağışının dini kaygılar nedeniyle az yapıldığını belirten Hakalmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
Özellikle kadavra bağışlarının sayısı çok az; daha fazla farkındalık gerekiyor. Organ bağışı gerçekten iyiliğin zirvesi; başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Üstelik bu her insana nasip olacak bir şey değil.
Hakalmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
Fırsatınız varsa koşa koşa gidin, organ bağışı yapın. Üstelik bu (organ bağışı), her insana nasip olacak bir şey değil. Ben de şahsen böyle bir iyiliğe mazhar olmayı çok isterdim. Bunu tüm kalbimle söylüyorum: Müthiş bir iyilik bu.
Bir nakil, bin nefes...
— Independent Turkish (@TurkishIndy) November 6, 2025
Orhan Hakalmaz'ın "teslimiyet" türküsü...
Sanatçı; böbrek yetmezliği, diyaliz günleriv e yeniden doğuş hikâyesini Independent Türkçe'ye anlattı.
Videonun tamamı için https://t.co/aHw5F1eFuf pic.twitter.com/pfVEallvG4
Bir nakil, bin nefes...
Her nefeste şükretmenin önemine ve paylaşmanın iyileştirici gücüne dikkat çeken Orhan Hakalmaz, sağlığın değerini vurgulamak için Kanuni Sultan Süleyman’ın sözlerini hatırlattı:
Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi
Hayatın kıyısında: Organ bağışı bekleyen binlerce hastanın hikâyesi
— Independent Turkish (@TurkishIndy) November 17, 2024
15 yıldır bekliyorum; hiçbir haber yok
Bağışlar, ihtiyacı karşılamak için yeterli değil
Artık kişilerin 'doğuştan organ bağışçısı' kabul edileceği bir düzenlemeyi tartışmalıyızhttps://t.co/AKu6sEs8fj
Paylaştıkça çoğalan hayat
Yaşadıklarını bir farkındalık çağrısına dönüştüren Hakalmaz, Organ Bağışı Haftası vesilesiyle, bugün hem sahnede hem de sözlerinde aynı duyguyu taşıyor.
Yaşadığı her an, paylaşılan bir nefesin ve verilen bir umudun değerini hatırlatıyor.
Onun hikâyesi, insanın yeniden doğabilme gücüne ve paylaşmanın iyileştirici etkisine dair sessiz bir tanıklık aslında:
Paylaştıkça çoğalan hayat…
Zira, "Yaşam en güzel miras..."
© The Independentturkish