Dr. Cihad Kısa'nın Hz. İsa ve annesi Hz. Meryem'e yönelik sözleri tartışılıyor... Dekan Bilen: Sonucu kamuoyu ile paylaşacağız

Dindar kesimde bu kez de "Hz. Meryem'e iftira" tartışması yaşanıyor. İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Cihad Kısa'a ait olduğu öne sürülen sözler sosyal medyada paylaşıldı, tepkiler de yükseldi. Dekan, "Yürüyen sürece yorum yapmak doğru olmaz" dedi

Dekan Yardımcısı Dr. Cihad Kısa, 7 yıl önce yaptığı ifade edilen bir konuşmadaki sözlerinden dolayı medrese eğitimi gören kişi ve ilahiyatçı yazarların hedefinde / Fotofraf: İlahiyat Fakültesi

İslami kesimde yine mekteplilerle alaylılar karşı karşıya. Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün başına gelen olaya benzer bir tartışma yaşanıyor.

Doktora öğrencilerine yaptığı bir konuşması bağlamından kopartılarak hedefe konulan Mustafa Öztürk'ü eleştiren aynı isimler, bu kez de Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Cihad Kısa'ya yükleniyor. 

İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Psikolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Cihad Kısa'ya ait olduğu bir konuşma sosyal medyada paylaşıldı. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Belli bir bölümü yansıtılan konuşmada Cihad Kısa, bazı değerlendirmelerde bulunuyor. 

Önünde arkasında neler var? Kısa, ne anlatıyor, neyi kast ediyor? Bu konudaki soru işaretlerinin yanıt bulunmadığı konuşma kaydında, Dr. Kısa, Hazreti İsa ve annesi Hazreti Meryem hakkında bazı anlatımlarda bulunuyor. 

 

Cihad Kısa / Fotoğraf:
Cihad Kısa / Fotoğraf: Twitter

 

"İlk taşı günahsız olan atsın"

Sosyal medyada yer alan ve Dr. Cihad Kısa'ya ait olduğu iddia edilen konuşmada şu ifadeler yer alıyor: 
 
"Şimdi bu, İsa'ya atfedilen bir şey vardı… 'İlk taşı günahsız olan atsın.' Biliyorsunuz değil mi hikayesini? Hah. Şimdi, olay nasıl, az çok biliyorsunuz. Nasıralı İsa, bir gün duruyor. 

Yahudiler bir tane kadıncağızı alırlar gelirler. Derler ki, 'Bu kadın zina yaptı ey İsa! Yeni dinin hükmü nedir?' Yahudiler test ediyor…

İsa başını kaldırıp bakmaz. Bir daha söylerler. Yüzü kızarır İsa'nın. Üçüncü söyledikleri zaman canı sıkılır. Der ki ‘Sinin inandığınız Yahudi şeriatı neyi hükmediyor bununla ilgili?'

En sevdikleri şey. Yahudiler bunu çok sever. Günah keçisi. O kavram ona ait zaten: "Recm." Taşlanıp öldürmek. Tamam. Çağırın ahaliyi. Kızın çukuru, gömün kadını. Kadını gömerler.

Ondan sonra İsa, tarihe geçen o (değil mi biz bile biliyoruz şu anda) muhteşem sözü söyler: "İlk taşı günahsız olan atsın!" Herkes taşı almıştır. Ağzında salya akıyordur. Bu ahlak bekçileri böyledir. Biliyorsunuz değil mi? Parantez açayım. İtalyan bir gelinceğiz vardı. Hani kızcağız.. Poppa mıydın neydin? Gebze'yi geçemedi tüm Avrupa'yı geçti, Gebze'yi geçemedi. 

İlk taşı günahsız olan atsın" dedi. Ve burada bitti değil mi? Herkes elindeki taşı atmıştır. Hayır hikayenin devamı vardır, anlatmazlar. 

Ben anlatacağım tabii ki. Niye bu kadar kendimi yorayım, gecenin bu saatinde. 

Bir tane yaşlı kadıncağız. O bırakmamıştır. Taşı bir salar. Varamaz. Sağından geçer. Tekrar eğilir, taşı alır. Bir daha sallar, solunda geçer. Hani teslisten önce teslis var zaten. Eğilince İsa der ki: Yeter anne. Taş atan kadın kim? 

"Babasız, mabasız doğdu"

Öğrenciler "Meryem mi?" diye soruyor 

Hah. 'Sen de der, ben küçükken beni bırakıp bir yere gidiyordur' der. 
Yani aslında, hani biz anlatıyoruz ‘babasız, mabasız doğdu' da bir de o çocuğun dünyasından bakın babasız doğmaya. Bu aslında bize anlatılmayan bir hikayedir. 

Bir öğrenci, 'İşte o kısmı yalandır" deyince Kısa, şunları kaydediyor:

"Bilmem. Ama çok önemli bir cümledir. "Sen de ben küçükken beni bırakıp bir yere gidiyordun." 

"Görevden alınsın kampanyası başlatıldı"

Bu sözlerin ardından kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü, İhsan Şenocak başta olmak üzere birçok kişi Kısa'ya tepki göstererek istifasını istedi. 

Twitter'da '#CihatKısaGörevdenAlınsın' hashtag'i açıldı. 

Cübbeli Ahmet Hoca konuyla ilgili, ''Kendi annemize böyle bir iftira atılsaydı nasıl tepki vermemiz gerekiyorduysa Meryem validemize yapılan bu iftirayı daha ileri derecede reddetmemiz ve yetkilileri bu gibi adamları görevlerinden uzaklaştırma hususunda uyarmamız gerekmektedir'' dedi. 

İlahiyatçı-yazar İhsan Şenocak ise ''Kur'an'da iffetiyle anıtlaşan Hz. Meryem'e zina iftirasında bulunan bu adamı dinleyen gençler camide imam, imam-hatipte muallim olacak! Yirmi yılda bu adamlardan biri ihraç edildi mi? Yetkililer niçin susuyor?  Hocaların ne konuşacağına karışan KADEM, Hz. Meryem kadın değil mi?!'' diyerek tepkisini gösterdi. 

Eski milletvekillerinden Şevki Yılmaz. "Ölçümüz belli! Önce haberi araştırırız. Ses kaydı neden gizli? Montaj var mı? Konuşma bağlamından koparılmış mı diye sorarız tamam da DEÜ, konuşmanın tamamını yayınlasın! YÖK, araştırsın ve kamuoyu doğru bilgilendirilsin! Kimse kutsalımıza hakaret edemez!" ifadelerini kullandı. 

Dekanlık: 7 yıl önceki konuşma bağlamından kopartıldı

Birçok kişi bu minvalde paylaşımda bulununca Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden açıklama yapıldı. 

Dekanlıktan yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: 

"Sosyal medyada 7 yıl önce yapılan bir mezuniyet töreninden görüntüler kullanılarak ve mevcut dekan yardımcısının "din psikolojisi" dersinde öğrenciler tarafından tutulan ses kayıtlarından bağlam dışı kesilerek bazı bölümler yayımlanmıştır.
Kayıtların önünden ve sonundan kırpılıp bağlamından koparılarak seçilen bazı cümleler üzerinden dini ve kutsal değerlerimizin aşağılandığı ve hafife alındığı intibaı uyandırılmak istenmiştir. Alıntılanan cümleler üzerine yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'den ayetler eklenerek fakültemiz ve tüm ilahiyat fakülteleri haksız ve mesnetsiz iddialarla karalanmak istenmişti." 

Osman Bilen.jpeg
İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Bilen / Fotoğraf: Twitter


Kısa sustu, dekan kısa bir açıklama yaptı

Bunun üzerine konuyla ilgili görüşmek istediğimiz Dr. Cihad Kısa, ısrarlı aramalarımıza rağmen telefonlarımıza çıkmadı. 

Ancak Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Bilen, kısa bir değerlendirme yaptı. 

Fakültenin gerekli açıklamayı yazılı yaptığını ifade eden Prof. Dr. Bilen, "Yürüyen bir süreç hakkında yorum yapmak ve konuşmak doğru değildir. Resmi açıklamamızı yaptık. Bunun üzerine ayrıca konuşmak doğru olmaz. Sonucu daha sonra kamuoyuna duyururuz" şeklinde konuştu.  

İlahiyat Fakültesi gerekli incelemeyi yapıp olayı detaylıca ortaya çıkarır mı bilinmez. 

Ancak bu tür durumlarda genellikle tepkilerin hedefi haline gelen öğretim üyeleri ya istifa eder ya da emekli olup başka ülkeye göç ederler. 

"Yerli ve milli tımarhanede herkese sağlık diliyorum" dedi gitti

Mustafa Öztürk
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ülkeyi terk ederek Almanya'ya yerleşti / Fotoğraf: Independent Türkçe


Bunların en bariz örneği Prof. Dr. Mustafa Öztürk olayında yaşandı. 

Mustafa Öztürk de yaptığı bir konuşma nedeniyle aynı kişilerin hedefi haline gelmişti. 

Yürütülen kampanya büyütüldü ve Öztürk emekliliğini istemek zorunda kaldı. 

Türkiye'yi terk edip Almanya'ya yerleşen Mustafa Öztürk, kendisine yapılan aforoza isyan ederken son mesajlarının birisinde şu ifadeleri dile getirmişti: 

"Artık gidelim… Yerli ve milli tımarhanede herkese ruh sağlığı dilerim. Doktora tez danışmanlıklarımı Cübbeli ile Sakarya'daki tacizci Nurullah'a devrettim. İlahiyat işleri artık onlara teslim."
 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU