Birleşmiş Milletler, "iklim göçü" nedeniyle milyonlarca kişinin ülke değiştirebileceği uyarısı yapıyor: Göç yolları üzerindeki Türkiye, bu durumdan nasıl etkilenir?

Genellikle iç karışıklık, savaş, kriz ve yoksulluk gibi sebeplerle gündeme gelen mültecilik kavramına, iklim mültecileri de eklendi. Prof. Dr. Levent Kurnaz ile Dr. Ali Zafer Sağıroğlu, Türkiye'nin yeni bir insan seli ile karşılaşma riskine dikkati çekti

İklim nedeniyle yakın gelecekte büyük göçlerin yaşanacağı belirtiliyor / Fotoğraf: Reuters

Küresel ısınma nedeniyle iklim değişiklikleri yaşanırken, dünyada ortalama sıcaklık artıyor.

Su kaynakları ve yağışların azalması nedeniyle yakın gelecekte yeni krizlerin yaşanması ihtimali, dünyanın öncelikli gündem maddeleri arasında.

Su krizinin yanı sıra gıda kıtlığı tehlikesi üzerinde duruluyor.

Tüm bu gelişmeler, yeni bir kavramın hayatımıza girmesine neden oluyor: İklim mülteciliği.

"Mültecilik" ve "güvenlik" kavramları on yıllardır savaş, iç savaş, çatışma ve terör haberlerine konu olsa da, son dönemde çevresel sorunlar ve doğal afetler nedeniyle milyonlarca kişi yerlerinden edildi; savaş mültecilerine bir de iklim mültecileri eklendi.  

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) raporuna göre, 2008 yılından bu yana her yıl yaklaşık 21,5 milyon kişi sel, fırtına, kasırga ve aşırı kuraklık gibi hava şartları sebebiyle göç etmek zorunda kaldı.

İklim mülteciliği kavramı ilk kez 2013 senesinde Birleşmiş Milletler (BM) raporlarında geçti ancak oluşan nüfus hareketliliğine rağmen bu durum resmi olarak Mülteciler Sözleşmesi'nde tanınmadı. 1951 Cenevre Sözleşmesi; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle mülteci durumuna düşen kişilerin durumunu kapsasa da iklim bu sebepler arasında yer almadı.

Ocak 2020'de Birleşmiş Milletler (BM) Okyanusya ülkelerinden Kiribati'de yaşayan Ioane Teitiota'nın küresel ısınma nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesiyle evinin sular altında kalma tehlikesine karşı Yeni Zelanda'ya iltica başvurusunu reddetse de gelecekte iklim krizi nedeniyle başka ülkelere sığınmak isteyen kişilerin ihtimaline dikkat çekti.

"İklim apartheidı"

Küresel Uyum Komisyonu, iklim değişikliğinin olası etkilerini tanımlarken "apartheid" kelimesini kullandı.

Komisyon, bedelini yoksulların ödeyeceği "iklim apartheidı"ndan kaçınmak için gerekli hazırlıklar ve yatırımın yapılmasının şart olduğunu vurguladı.

Dünyanın pek çok ülkesinde sıcaklık artıp yağış düşerken Güney Sudan'da yaşanan sel nedeniyle yaklaşık 1 milyon kişi evlerinden oldu.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Denizaşırı Kalkınma Enstitüsü tarafından 2017 yılında yayımlanan "İklim Değişikliği, Göç ve Yer Değiştirme" raporuna göre ise 2016'daki en büyük 10 göç hareketliliğinin nedeni iklim sebebi oldu.

Uzmanlara göre, fosil yakıt kullanımının önüne geçmek, sera gazı salımını sıfıra indirmek, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek, aşırı tüketim ve israftan kaçınmak şart.

 

mülteci Reuters.jpg
Çeşitli nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların, iklim değişiklikleri sebebiyle de göç edebileceklerini belirtiliyor / Fotoğraf: Reuters 


IDCM: 10 yılda 265 milyon kişi doğal felaketler nedeniyle göç etti

İsviçre merkezli "İç Göç İzleme Merkezi (IDCM)" tarafından yayımlanan rapora göre, yalnızca 2018 yılında 144 ülkeden 17,2 milyon kişi, doğal felaketler sebebiyle göç etmek zorunda kalırken, 2008-2018 yılları arasında bu sayı 265 milyona ulaştı.

FAO'dan çöl çekirgesi istilası uyarısı

BM'nin birkaç yıl sonra milyonlarca kişinin farklı ülkelere göç edebileceği uyarısını yapmasının ardından FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü), Afrika'nın doğusunda yeni çöl çekirgesi istilasının başlayabileceği tehlikesine dikkat çekti.

Dünya Afet Raporu 2020: Son 10 yılda dünya genelinde 1,7 milyar insan iklim ve hava bağlantılı afetlerden etkilendi, 410 binden fazla kişi öldü

2020'de yayımlanan Dünya Afet Raporu'nda iklim ve hava bağlantılı afetlerin sayısının 1960'lardan beri yükselmekte olduğuna, 1990'lardan bu yana ise yaklaşık yüzde 35 arttığına dikkat çekildi.

Raporda, son 10 yılda doğal tehlikelerin tetiklediği afetlerin yüzde 83'ünün sel, fırtına ve sıcak hava dalgaları gibi hava ve iklim bağlantılı şiddet olaylarından kaynaklandığına yer verildi.

İklim ve şiddetli hava olayları kaynaklı afetlerdeki artışa da dikkat çekilen raporda, 2000'lerde bu afetlerin tüm afetler içerisindeki oranı yüzde 76 iken aynı oranın 2010'larda yüzde 83'e yükseldiği belirtildi.

İklim ve hava bağlantılı şiddetli afetlerin son 10 yılda 410 binden fazla ölüme sebep olduğuna yer verilen raporda, bu kişilerin ağırlıklı olarak düşük gelirli ve düşük orta gelirli ülkelerde yaşadığı kaydedildi.

En çok ölüme neden olan afetlerin sırasıyla sıcak hava dalgaları ve fırtınalar olduğu belirtilirken, son 10 yılda dünya genelinde 1,7 milyar insanın iklim ve hava bağlantılı afetlerden etkilendiği bilgisine yer verildi.

Lancet: Türkiye en çok göç alan üç ülkeden biri olacak

Dünyanın en prestijli tıp dergilerinden The Lancet'te yayımlanan bir araştırmada ise hem dünya geneli hem de Türkiye özelinde de birtakım öngörülere yer verilirken, 2050'den sonra dünya nüfusunun azalmaya başlayacağı öne sürüldü.

2017 için 80,4 milyon olarak hesaplanan Türkiye nüfusu, 2100 senesi için 101,6 olarak hesaplandı. 2068 yılı ise 112,5 milyon ile Türkiye'nin en kalabalık seviyeye ulaşacağı dönem olarak kabul edildi. Türkiye için doğurganlık oranını 1,79 olarak hesaplayan uzmanlar, bu sayının 80 yıl sonra 1,34'e gerileyeceğini tahmin ediyor. Kanada, Türkiye ve İsveç'in en fazla göç alan üç ülke olacağını öngören araştırmada, El Salvador, Samoa ve Jamaika'nın en çok göç veren ülkeler olacağı öne sürüldü.

Türkiye göç yolları üzerinde bulunması sebebiyle, insan seliyle karşılaşma riski taşan ülkelerin başında geliyor.

 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

 

"Afrika'nın kuzey bölgelerinden Türkiye'ye göç çoğalacak"

İklim göçünün Türkiye'ye olası etkilerini konuştuğumuz Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, Afrika vurgusu yaptı.

Son dönemdeki çekirge saldırılarına değinen Kurnaz, Türkiye'nin karşılaşabileceği göç riskine karşı uyardı:

Etiyopya, Somali gibi Doğu Afrika ülkelerinde çekirge saldırıları gerçekleşiyor. Şu an için iklim nedeniyle bu durum Türkiye'de görülmüyor. Ancak yakın gelecekte çekirgelerden dolayı insanlar yemek bulamazsa, kuzeye göç etmeye başlar ve Türkiye yaklaşık 10 milyon kişiye daha su sağlamak zorunda kalabilir. Önümüzdeki 5-10 sene içinde başımıza çok büyük bir sorun gelebilir. Afrika'nın kuzey bölgelerinden Türkiye'ye göç çoğalacak. Avrupa Birliği'nin sınırlarını kapatması nedeniyle bu göç yolunun bizim üzerimizden kuzeye gitmesi beklentisi bulunuyor.

sel iklim mülteciliği AA.jpg
Son yıllardaki kimi yerlerde uzun süren kuraklıklar kimi yerlerde ise sel felaketleri yaşanıyor / Fotoğraf: Reuters 


"Sayıları 5-10 milyonu bulan yeni mülteci akınıyla karşı karşıya kalabiliriz"

Resmi kayıtlara göre ülke sınırları içinde 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere milyonlarca göçmenin bulunduğuna da değinen Prof. Dr. Levent Kurnaz, Türkiye'nin olası senaryoları göz önünde bulundurarak bir "B" planının olması ve net bir politika ortaya koyması gerektiğini savunarak, "Türkiye mevcut durumda kendi kendine yeten bir ülke ancak beklentimiz dışındaki felaketlere hazırlıklı değiliz. Sayıları 5-10 milyonu bulan yeni mülteci akınıyla karşı karşıya kalabiliriz. Acil harekete geçilmeli" ifadelerini kullandı. 

Prof. Dr. Levent Kurnaz Twitter leventkurnaz.jpg
Prof. Dr. Levent Kurnaz / Fotoğraf: Twitter / @leventkurnaz

 

"Dünyada 270 milyon civarında göçmen var, bu sayının 80 milyonu zorla yerinden edilen insanlar"

Göçü üç kategoride değerlendiren Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBU) Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (GPM) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ali Zafer Sağıroğlu da Türkiye'ynin yeni bir insan seli yaşayabileceği uyarısını yaptı.

Göç edenlerin ilk bölümünü savaş, iç karışıklık gibi nedenler ya da kalkınma projeleri gibi "gönülleri yapılarak" veya zorla yerlerinden edilen kişileri sayan Sağıroğlu, son sırayı ise iklime bağlı nedenlerle yerinden edilenlerin aldığını anlattı.Sağıroğlu'na göre, mevcut durumda üçüncü kategori nispeten az kişiden oluşuyor.

Dünyada 272 milyon civarında göçmen bulunduğunu, bu sayının 80 milyonunu zorunlu göç edenlerin oluşturduğunu söyleyen Sağıroğlu, "Göç sınıflandırmalarının başında 'forced migration' olarak da bilinen zorunlu göç geliyor. Akla ilk olarak iç karışıklık gelse de sosyolojik altyapının hangi sebeplerle oluştuğu görülemiyor. Özellikle son dönemde iklim değişikliğine bağlı kuraklık gibi nedenler de kişileri göç etmeye zorlayabiliyor" şeklinde konuştu.

Ali Zafer Sağıroğlu, zorunlu göçmenlerin yaklaşık üçte ikisinin, kendi ülkesi içinde yer değiştiren, 'Internally displaced people' (IDP) adı verilen kısım olduğunu belirterek, bu kesimin hepsinin uluslararası alanda mülteci olarak kabul edilmediğini aktardı.

Küresel ısınmanın sonuçlarına bağlı olarak yakın gelecekte iklim göçünün ön plana çıkacağını ifade eden ifade eden Sağıroğlu, şunları söyledi:

Uzakdoğu'da su baskınları, bazı bölgelerde kuraklık şeklinde gözüküyor. Türkiye'den de Konya örneği verilebilir.  Aslında su kaynakları sanıldığı kadar çok değil, verimli kullanılmazsa sorun kapıda. Bazı uzmanlar, suların 1,5 metre yükselmesiyle Bangladeş diye bir ülkenin 50 yıl sonra artık var olmayacağını savunuyor. Önümüzdeki 30-40 yıl içinde bu dönüşümleri göreceğiz. Amsterdam da su seviyesinin altında, 1,5 metre deniz seviyesinin yükselmesi ihtimalinden bahsediliyor. San Francisco, Viyana, İstanbul'da da suların yükselmesinin etkileri görülecek.

Dr. Öğretim Üyesi Ali Zafer Sağıroğlu Fotoğraf aybu.edu_.tr_.jpeg
Dr. Öğretim Üyesi Ali Zafer Sağıroğlu / Fotoğraf: aybu.edu.tr

 

"Pek çok toplumsal, siyasal, ekonomik dönüşümün ana nedeni iklim değişikliği"

Barajların doluluğu, kuraklık gibi iklim değişiklinin doğrudan etkilerinin hemen görülmediğini, dolaylı etkilerinin görülmesinin ise zaman alması nedeniyle maliyetin arttığına dikkati çeken Sağıroğlu, pek çok toplumsal, siyasal, ekonomik dönüşümün ana nedeninin bu durum (iklim değişikliği) olduğunu savundu.

"Dünya Afet Raporu, 143 milyon insanın önümüzdeki 50 yılda mülteci durumuna düşeceğini söylüyor" diyen Sağıroğlu, şu bilgileri paylaştı:

"Şu an 80 milyon ve resmi olarak 4 milyonu Türkiye'de yaşıyor. Bu sayının 2 katına çıktığını düşünün. Toplumsal eşitsizliklerin, gelir adaletsizliğinin bir sonucu olarak okumak lazım. Dünyadaki karbon salımının yüzde 14'üne dünyanın en zenginlerinin jetlerinden çıkan karbonlar neden oluyor. Özel lüks tüketim ihtiyaçları, hoyratça kullanılan kaynaklar ozon tabakasının delinmesine, iklim dengesinin bozulmasına neden oluyor. Sorumsuzca gündelik olarak tüketilen karbon üreten, fazladan alınan ürünler... Hepsinin iklime, doğaya zararı bulunuyor. Bir tarafta su bulamayan insanlar, diğer tarafta savurganlık. Dünyada dengesizlik var. Kaynakların adaletsiz, dengesiz şekilde dağıtılması en temel nedenlerden… Doğa intikamını alıyor."

"O dönemki göçün diasporası, bugün 5 milyona ulaştı"

Güney Amerika'da El Turco'da 5 milyondan fazla Arap kökenli kişinin yaşadığını belirten Sağıroğlu, bu kişilerin kuraklık nedeniyle 19. yüzyılın sonunda Bilad'üş Şam (Filistin, Ürdün, Lübnan, Suriye) bölgesinden göç etmek zorunda kaldığını hatırlattı. "Yeni değil, o zaman da kuraklık vardı" diyen Sağıroğlu, "O dönemki göçün diasporası, bugün 5 milyona ulaştı" dedi

 "Türkiye güney-kuzey aksındaki hareketlilikte tam ortada kalıyor ve kaçınması neredeyse imkansız"

"Göç yolları üzerindeki Türkiye, bu durumdan nasıl etkilenir?" sorusuna ise Ali Zafer Sağıroğlu, "İklim değişikliği, savaş ya da ne sebeple olursa olsun, Türkiye güney-kuzey aksındaki hareketlilikte tam ortada kalıyor ve kaçınması neredeyse imkansız" yanıtını verdi. Sağıroğlu, göç önleme stratejileri bakımından en işe yaramayanının sınır güvenliği, duvar çekmek olduğunu savunurken ABD- Meksika ve Yunanistan sınırında yaşananları örnek verdi.

Sınırdaki uygulamaların işe yaramak bir yana, ölümleri dahi artırdığını belirten Dr. Sağıroğlu, "Suriye ve İran sınırı için konuşursak, bu duvarla meseleyi engellemeniz imkansız. Türkiye'nin batısına geçmeye çalışanlar var, transit ülke konumuna da geliyor Türkiye" dedi.

"Türkiye yalnızca transit ülke olma özelliği taşımıyor, hedef ülke haline gelmiş durumda"

Ancak Türkiye'nin yalnızca transit ülke olma özelliği de taşımadığını, bir "hedef ülke" haline geldiğini de belirten Ali Zafer Sağıroğlu, son 10 yılda ülkeye gelenlerin gidenlerden fazla olduğunu, bunun nedeninin ise bu kişilerin burada yabancılık çekmeyerek yaşaması olduğunu ifade etti.

"Türkiye'deki göç profili, burada yaşarken kendisini yabancı hissetmiyor"

Bunun nedeninin hem dini hem de diğer sebeplere bağlayan Sağıroğlu, şu sözleri söyledi:

Bu şunu gösteriyor, burada tespit edilen düzenli-düzensiz göçmenlere baktığımızda, Yunanistan'a geçmeye çalışan Pakistanlılar ilk sırada, sonra Afganlar ve sonra da Suriyeliler geliyor. Rohingya'daki karışıklık zamanı, bin Myanmar kökenli düzensiz göçmen sayısı görmüştüm. Binlerce kilometre uzaklıkta bir olay olduğunda bile -hele ki Müslüman bir ülke ise- Türkiye kendisini bu etkilerden uzak tutamıyor ve göç alıyor. Tarihten gelen bir şey var, bunu ister dine bağlayın ister başka şeye ama şu bir gerçek ki Suriyeli, Afgan, Iraklılar -ki bu kişiler Türkiye'deki düzenli-düzensiz göç profilinin yüzde 95'ini oluşturuyor- kendisini Türkiye'ye yakın buluyor. Türkiye'de yaşarken kendilerini yabancı hissetmiyorlar.

Mülteciler Türkiye AA.jpg
Fotoğraf: AA

 

"Bu insanların bölgede sığınabilecekleri başka yer kalmadı"

Türkiye'de 1,5-2 milyon arası Afgan ve Iraklının bulunduğunu, resmi verilere göre de 3,5 milyon Suriyelinin yaşadığını, kayıt dışı olanlarla bu sayının daha yüksek olduğunu belirten Ali Zafer Sağıroğlu, "Bu insanların bölgede sığınabilecekleri başka yer kalmadı" yorumunu yaptı.

"Zorunlu göçten en çok etkilenecek ülkelerden biri Türkiye"

Zorunlu göçten en çok etkilenecek ülkelerden birinin Türkiye olduğunu ifade eden Sağıroğlu, ülkenin coğrafi konumunun yanı sıra başka özelliklerine de dikkati çekti.

"Türkiye'de, Avrupa'dakine benzer yabancı düşmanlığı yok"

Ali Zafer Sağıroğlu, "161 milyonluk Bangladeş'ten de 50 bin kişinin gelmesi hiç şaşırtıcı olmaz! İster savaş, ister iklim değişikliği sebebiyle olsun, zorunlu sebeplerle göç etmek zorunda kalan insan sayısı giderek artacak, bunu kabul etmek zorundayız. Burada hangi ülkeler daha çok etkilenecek dediğimizde ilk 10'da Türkiye mutlaka olur. Zorunlu göçten en çok etkilenecek ülkelerden biri Türkiye. Coğrafi konumu, tarihten gelen kültürel yapısı ve dini nedenlerle, Müslüman kesim başta olmak üzere insanların buraya yönelmelerinde farklı nedenler var. Türkiye'de, Avrupa'dakine benzer yabancı düşmanlığı yok" şeklinde konuştu.

İklim değişikliği nedeniyle yerinden edilmenin bir sığınma sebebi olması gerektiğini savunan Sağıroğlu, "İklim değişikliği kaynaklı göçün de uluslararası koruma hukukunda bir yeri olmalı" diyerek sözlerini tamamladı. 

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU