Bir oturuşta bitirmelik: 100 tam puanlı 5 mini dizi

Sıradaki dizisine aylarını ayırmak istemeyenler için polisiyeyi, bilimkurguyu ve insan hikayelerini buluşturan beş önerimiz var

Shōgun yıldızı Takehiro Hira (sağda) ve Aoi Okuyama'yı buluşturan 8 bölümlük Giri/Haji aile, suç ve ahlaki ikilemleri merkeze alıyor (Netflix)

Yeni bir diziye başlamak bazen takvimde yer açmayı gerektiriyor. Kaç sezonu var, hikaye bir yere bağlanıyor mu, üçüncü sezonda kendini tekrar ediyor mu derken insan daha ilk bölümü açmadan yorulabiliyor.

Mini dizilerin cazibesi biraz da burada: Birkaç bölümlüğüne hayatınıza giriyor, beklediğinizden çok daha uzun süre aklınızda kalabiliyorlar. Üstelik karakterlere alışmak, dertlerini anlamak ve ara sıra onlara kızmak için her zaman 5 sezona ihtiyaç yok.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

The Narrow Road to the Deep North geçmişinden kurtulamayan bir cerrahı, Why Didn't They Ask Evans? bir cinayeti çözmeye hevesli iki arkadaşı, Giri/Haji kardeşini arayan bir polisi, Scavengers Reign yabancı bir gezegende mahsur kalanları, River ise kaybettiği ortağından kopamayan bir dedektifi tanıştırıyor bizimle. 

Ortak noktalarıysa Rotten Tomatoes'ta değerlendirmeye alınan eleştirilerin tamamının olumlu olması. Bu oran elbette hepsini aynı ölçüde seveceğiniz anlamına gelmiyor, ne de olsa zevklerimiz bir puan tablosuna sığacak kadar uslu değil. Ama sıradaki dizinizi seçerken öneriye ihtiyacınız varsa, bu 5 yapımın her biri size farklı bir neden verebilir. 

Listemizi de puan sırasına dizilmiş bir ödev olarak değil, o günkü ruh halinize göre içinden bir şey seçebileceğiniz küçük bir öneri defteri gibi düşünebilirsiniz. Sayfaları çevirmeye hazırsanız başlıyoruz...


The Narrow Road to the Deep North (2025)

The Narrow Road to the Deep North
29 yaşındaki Avustralyalı aktör Jacob Elordi'nin adı bir dönem James Bond rolü için geçse de son haberler aktörün adaylar arasında yer almadığına işaret ediyor (Amazon Prime Video)


The Narrow Road to the Deep North'ta savaş sona erse de insanın içinden çıkmıyor. Richard Flanagan'ın Booker ödüllü romanından uyarlanan 5 bölümlük dizi, cerrah Dorrigo Evans'ın savaş öncesindeki yasak aşkı, Japon esir kampında geçirdiği günler ve geçmişin izlerini taşıdığı yaşlılığı arasında gidip geliyor.

Dorrigo'nun gençliğini canlandıran Jacob Elordi'yle yaşlılığını oynayan Ciarán Hinds arasındaki fark, geçen yıllardan ibaret değil; sanki aynı adamın birbirine yabancılaşmış iki haliyle karşılaşıyoruz.

İkinci Dünya Savaşı sırasında inşa edilen Ölüm Demiryolu'nun çamuru, yağmuru ve bunaltıcı nemi, Justin Kurzel'in yönetiminde dekor olmaktan çıkıyor, izlerken adeta üstünüze başınıza yapışıyor. 

Odessa Young'ın canlandırdığı Amy'yle yaşanan aşk da bu karanlığın ortasında soluklanacağımız rahat bir sığınak değil, Dorrigo'nun yanında taşıdığı bir başka düğüm. 

Yalnız, dizinin seyircisini zorlamaktan çekinmediğini söylemek gerek: Şiddetin ağırlığına bazen görüntüyü seçmeyi güçleştiren karanlık ve dikkat isteyen zaman sıçramaları ekleniyor. 

Etkisi de burada yatıyor; hayatta kalmayı hikayenin mutlu sonu saymak yerine, sonrasında o hayatla ne yapılacağını soruyor.

IMDb: 7,2
Nereden izlenir: TOD TV


Why Didn't They Ask Evans? (2022)

Why Didn't They Ask Evans?
32 yaşındaki Britanyalı aktris Lucy Boynton, 2016 yapımı Sing Street ve Oscar ödüllü Bohemian Rhapsody'deki rolleriyle tanınıyor (BritBox)


Her cinayet hikayesinin bizi insanlığın karanlık tarafıyla baş başa bırakması gerekmiyor. Why Didn't They Ask Evans? biraz merak, biraz tehlike ve bolca atışmayla da gayet iyi vakit geçirebileceğimizi hatırlatıyor. 

House efsanesi Hugh Laurie, Agatha Christie'nin 1934 tarihli romanını üç bölümlük bir diziye uyarlarken hem senaryoyu yazıyor hem de yönetmen koltuğuna oturuyor, hikayenin oyunbazlığını da koruyor.

Galler'de golf oynarken ölmek üzere olan bir adamın son sözlerini duyan Bobby Jones, eski arkadaşı Lady Frances "Frankie" Derwent'le birlikte kendini bu tuhaf vedanın peşinde buluyor. 

Will Poulter ve Lucy Boynton arasındaki uyum öyle kuvvetli ki bir noktadan sonra katilin kimliğinden çok, bu ikilinin sıradaki konuşmasını merak eder hale geliyorsunuz. 

Dönem kostümleri, yeşile doymuş manzaralar ve zekice diyaloglar da soruşturmaya eşlik ediyor. Üstelik dizi, 1930'ları sergilemekle meşgul olup hikayeyi vitrinde unutmuyor. 

Christie'ye aşinaysanız bazı numaraları önceden sezebilir, çözüme giden yolun yer yer fazla dolandığını düşünebilirsiniz. Ama asıl keyif sizi mutlaka ters köşeye yatırmasında değil, Bobby ve Frankie'yle birkaç saat daha geçirmek istemenizde.

IMDb: 7,0
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Giri/Haji (2019)

Giri/Haji
Giri/Haji, Tokyo Emniyet Müdürlüğü'nde görevli dürüst ve vicdanlı dedektif Kenzo Mori'nin etrafında dönüyor (Netflix/BBC)​​​​​​​


Giri/Haji'ye kardeşini arayan bir polisin hikayesi diye başlayıp kendinizi aile sırları, yarım kalmış aşklar ve yakuza hesaplaşmaları arasında bulabilirsiniz. Üstelik dizi bütün bunların yanına dansı da koyacak kadar cesur. 

Joe Barton'ın yarattığı 8 bölümlük yapımda Tokyolu dedektif Kenzo, öldüğünü sandığı kardeşine bir yakuza liderinin yeğenini öldürme suçlaması yöneltildiğini öğrenince Londra'ya gidiyor. İki şehir arasında gidip gelen hikayede polis soruşturması aile dramına, aile dramı beklenmedik bir yakınlaşmaya dönüşüyor. Kimse yalnızca suçlu, polis ya da kardeş kimliğine sığmıyor. 

Takehiro Hira ve Kelly Macdonald'ın ölçülü performansları bu kalabalığı bir arada tutarken Will Sharpe, Londralı seks işçisi Rodney'nin sivri dilinin ardındaki kırılganlığı yakalayıp sahneleri usulca sahipleniyor. 

Siyah-beyaz geçmiş sahneleri, bölünmüş ekranlar ve resim gibi animasyonlarla anlatımın biçimi de sürekli değişiyor. Finaldeki dans sahnesiyse kimine büyüleyici gelirken, kimine "Şimdi buna ne gerek vardı?" dedirtebilir. Bunca karakterin ve hikayenin arasında yol zaman zaman dolansa da bu insanların birbirlerinin hayatını nasıl değiştirdiğini görmek, izlemeyi sürdürmek için yeterli bir neden.

Yalnız listeye küçük bir not düşmek gerekiyor: Giri/Haji baştan mini dizi olarak tasarlanmamış, ikinci sezon fikirleri bulunmasına rağmen ilk sezonun ardından iptal edilmişti. Yine de listedeki yerini sonuna kadar hak ediyor.

IMDb: 7,8
Nereden izlenir: Netflix

 

Scavengers Reign (2023)

Scavengers Reign
Güneş patlamasında hasar gören uzay gemisinden kaçıp Vesta gezegeninde mahsur kalan mürettebatın hikayesini anlatan Scavengers Reign, Animasyonda Üstün Bireysel Başarı dalında Emmy kazanmıştı (HBO)
​​​​​​


Yabancı bir gezegene düşsek muhtemelen her şeyin bizi yemek istediğini düşünürdük. Scavengers Reign'in daha huzursuz edici fikri, doğanın bizimle pek de ilgilenmemesi. 

Joseph Bennett ve Charles Huettner'ın kısa filmi Scavengers'dan doğan yetişkin animasyonu, hasar gören Demeter 227 adlı yük gemisinin mürettebatını Vesta gezegeninin farklı köşelerinde hayatta kalmaya çalışırken izliyor. Buradaki tuhaf canlılar ve bitkiler, insanlar gelmeden önce işleyen ve onlar gittikten sonra da işleyecek bir düzenin parçaları.

Çizimlerdeki güzelliğe dalmışken bir anda irkilmeniz mümkün: Studio Ghibli'nin doğaya duyduğu hayranlık, sanki David Cronenberg'in beden korkusuyla aynı toprakta filizlenmiş. Dizi bu dünyayı uzun açıklamalarla tanıtmak yerine bizi de karakterler kadar bilgisiz bırakıyor; neye dokunulacağını, neyden kaçılacağını bazen acı bir tecrübeyle öğreniyoruz. 

Ağır ilerleyen, yer yer insandan çok çevresine odaklanan anlatımı herkesi içine çekmeyebilir ama yalnızlığı ve doğaya hükmetme alışkanlığımızın ne kadar kırılgan olduğunu hissettirmekte çok başarılı. 

Baştan mini dizi olarak tasarlanmayan Emmy ödüllü Scavengers Reign de iptal edilmesiyle 12 bölümlük tek bir sezonla sınırlı kaldı.

IMDb: 8,6
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​


River (2015)

River
Kariyerine 1970'lerde başlayan İsveçli aktör Stellan Skarsgård (sağda), dünya sinemasındaki en üretken ve saygın İskandinav aktörlerden biri (BBC One)​​​​​​​


River'da bir dedektif için katili bulmak kadar zor olan bir şey daha var: Mesai arkadaşının yokluğuyla yaşamayı öğrenmek.

Abi Morgan'ın yarattığı 6 bölümlük Britanya polisiyesinde John River, katledilen ortağı Stevie'nin ölümünü gizlice araştırırken onunla konuşmayı da sürdürüyor. Zihninde beliren ölüler ilk bakışta gösterişli bir polisiye numarası gibi durabilir ama dizi bu karşılaşmalardan insanın söyleyemediklerine, yalnızlığına ve kayıpla baş etme çabasına uzanıyor. 

Manevi Değer'le (Affeksjonsverdi) bu sene Oscar'a aday gösterilen Stellan Skarsgård, River'ın içine kapanıklığını küçük duraksamalar ve bakışlarla öyle iyi anlatıyor ki sessiz kaldığında bile kafasının içindeki kalabalığı hissediyorsunuz. 

Nicola Walker'ın Stevie'ye kattığı canlılık da kaybı somutlaştırıyor, onu tanıdıkça River'ın neden bu konuşmaları bitiremediğini anlıyoruz. Cinayet soruşturması sırları birer birer ortaya çıkarırken biz de yakınımızdaki birini ne kadar tanıdığımızı ve onu kaybettikten sonra öğrendiklerimizle nasıl baş edeceğimizi düşünmeye başlıyoruz.

Ağır temposu ve üzerine çöken hüzün herkese göre olmayabilir ama River, bir insanı özlemenin gündelik hayatın en sıradan anına bile nasıl sızdığını kolay unutulmayacak bir sadelikle yakalıyor.

IMDb: 7,9
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU