YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu.
Özel konuşmasında şunları söyledi:
Yola çıkarken varlığımızı borçlu olduğumuz bu büyük aileye bir söz verdik. Dedik ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Eskiyi geride bıraktık. Talimatınızla yeni bir yola çıktık. Yeni nesil siyaset yapacağız dedik. Söz, yetki, karar tamamen üyenin olacak dedik. Çok istiyorlardı, hep söylendiğinde önlerine çeşitli engeller, mazeretler konuyordu. Dedik ki YENİ Parti gayretiyle hızla kurulması gereken bir dönemde bile yüksek motivasyonuyla ilk kuruluşunu ve bundan sonraki bütün kongrelerini tüm üyelerle yapacak; kanunun gerektirdiği kongreyi ayrıca kanun ne istiyorsa harfiyen yerine getirerek yapacağız. Ama birileri gibi ilçede üç aday var, teke indirin, inmezse Ankara'ya getirin, söylediğimiz adaylaşsın; ilde iki aday var, genel merkezden tek adaya çevrilsin şeklindeki alışkanlıkların tersine dedik ki aday çoksa ön seçimle onu bütün üyelere soracağız. Aday tekse de bütün üyelerin güven oyuna sunacağız. Kayıtlar açıldı. Ağustosun sonuna kadar üye olanlar eylüldeki ilçe kongrelerinde, ekimin 5'ine kadar üye olanlar ekim ayında yaptığımız il kongrelerinde doğrudan sandık başına giderek ilçe başkanları için, bu hafta sonu da il başkanları için oy kullandı. İlçe seçimlerine Bornova'da, kendi ilçem Manisa'da, Yunusemre'de, Balıkesir'de, İstanbul'da çeşitli evrelerine iştirak etmiştim. Kiminde açılış konuşması yaptım, kiminde adaylardan sonra, kiminde kapanışta, kiminde kendi oyumu kullandım. Ve bu mücadeleye genel başkan olarak eşlik etmek, omuz vermek ve görünür kılmak istedik.
"13 ilimizde yepyeni adaylar göreve geldi"
Hafta sonu yapılan il başkanları ön seçimine ilişkin konuşan Özel, şunları kaydetti:
Yozgat'ta böyle birilerinin aldığımız mütevazı oylar, geçmişteki Yozgat'ın siyasi tercihlerinden dolayı hem bize hiç şans vermediği hem de çok haksız yere Yozgat'a mesafeli baktıkları, Yozgat'ta birilerinin bile dolduramadığı bir meydanı doldurduğumuz o mitingle başımızdaki kasketle traktör üstünden Türkiye'deki bütün çiftçileri selamladığımız o günden sonra söz vermiştik. Yozgat'ta söylüyorlardı. 'Bambaşka bir Yozgat var. Daha önce partinin önünden geçmezlerdi. Şimdi çayı şekeri alıp hayırlısı olsuna geliyorlar. Çayımızı içiyorlar. Partiye kaydoluyorlar. Hiç olmazsa tanımak istiyorlar' diyorlardı. Cumartesi sabahın erken saatlerinde Yozgat'taki tüm üyelerimizle buluştuk. Ardından Kırıkkale'de büyük bir atılım yaptığımız, önce milletvekili çıkardığımız, sonra belediyeyi her iki kişiden birinin oyuyla aldığımız, tarihin akışını değiştirdiğimiz Kırıkkale'de, sonra da başkentteydik. Yozgat'ta iki aday yarıştı: Biri genç, biri tecrübeli. Kırıkkale'de iki aday yarıştı: Biri kurucu, biri yeni iddia sahibi. Ankara'da beş aday yarıştı: İkisi kadın, üçü erkek, dördü hukukçu. Kararı genel başkan olarak versem kesin birinde değil bir diğerinde, belki hepsinde, belki ikisinde yanılırdım. O yüzden kararı Yozgat'ta bir tek adam verirse, bir tek kişi verirse görüyoruz tek adamların verdiği kararlar ne oluyor. Dedik ki; 'kararı ne bir tek kişi versin ne delegeler versin; 2 bin 300 kişi otursun Yozgat'ta karar versin, 5 bin kişi otursun Kırıkkale'de karar versin, 64 bin kişi gelsin Ankara için kararı versin. Onların kararı başımızın üzerine.'
Şöyle bir seçimi gerçekleştirdik: Üyelerimiz cumartesi günü dinlediler. Pazar günü kendi ilçelerinde, ilçelerinin büyük mahallelerinde, önemli mekanlarında sandık başına gittiler. Verdikleri kararlarla 13 ilimizde yepyeni, yeni iddia koymuş adaylar göreve geldi. Bazı illerimizde yarıştan kurucu başkanlar çıktı. Bazı illerimizde mutabakat vardı, tek adayla gelindi, güven oyuna sunuldu. Ama kısa sürede 772 bin üyeye ulaştık. Önemli yerlerde tek aday olduğu için 'Sandığa gelen olur mu? Oy verme oranları yüzde 10'larda, 20'lerde, 25'lerde kalırsa acaba bir sorun olur mu?' endişeleri varken hep şöyle düşünmüştüm: Dedik ki biz bu yetkiyi, yani üyenin söz, karar ve yetki sahibi olmasını üyeden gelen ve yıllardır konuşulan bir talebi yerine getirdik. Bunun kıymetini üyeler mutlaka bilecektir demiştik.
Pazar günü üyelerimizin yüzde 65'i sandık başına gittiler ve doğrudan partinin yönetimini belirlediler. Yolun başındayız ancak geri dönülemez bir adım attığımızın farkındayız. İleride bunun tüm partilere örnek olacağını, bir yerde YENİ Parti'nin adayını tüm üyeler belirlemişken diğer partilerin ilçe başkanlarına göre meşruiyetinin, gücünün, duruşunun çok daha sağlam olacağını, il başkanlarının artık kimsenin iki dudağı arasından ya da delege pazarlıklarından değil de doğrudan üyeden güç aldıklarını, bundan sonra da yapacakları çalışmaların bütün üyelerin beğenisine, denetimine, desteğine ve eleştirisine tabi olacaklarını görüyoruz. Bugünden itibaren, tüm illerinde tüm üyeleriyle bu işi başarmış bir parti olarak kendi içimizdeki demokraside çok öz güvenli, çok güçlü bir adımı hep birlikte attık. İktidar olduğumuzda Siyasi Partiler Kanunu'na bunu getirerek tüm partilerin üyeleriyle hakim denetiminde il, ilçe ve genel başkan seçimini hayata geçirmeyi de şimdiden müjdeliyoruz.
Kaybedenin olmadığı, az oy alanın önümüzdeki dönem daha çok oy alanın baş destekçisi olduğu, kimsenin dışlanmadığı, kimsenin bu yarışta geride kalmadığı bir sürecin içindeydik. Kurucu ilçe ve il başkanlarımıza, yöneticilerine ilk günden koşup hem de kolay bir iş yapmayıp kimi 70 yıldır üye olduğu partisini bırakıp kimi çok önemli görevler yaptığı partisini bırakmak zorunda kalıp bir darbeye teslim olmayıp bir butlana tabi olmayıp sarayın atadığı kayyumla siyaset yapmak yerine milletin çizdiği istikamette yürüyen tüm YENİ Parti'lileri saygıyla selamlıyorum.
"Aykut Erdoğdu 19 aydır tutuklu, 30 katı iş yapmış olanlar 'teyit telefonu geldi' diyor"
Bu yaşadığımız sorunların hiçbiri gökten zembille inmedi. Bunların hepsi üst üste konmuş yanlış tuğlaların sonucudur. Yanlış tuğlayla doğru duvar örülmez. Yanlış tuğlayla duvar örüyorsan sonunda o duvarın altında sen de kalırsın, bu millet de kalır. Bu vurgunun açığa çıkmasının üzerinden tam 34 gün geçti. İlk gün 'Ucu nereye varırsa varsın' diyenler ucu kendilerine dokununca çark ettiler. Fon Koordinasyon Kurulu kurdular. Altı kez toplandılar. Sorunu çözmediler. Çözmek bir yana toplantıya dahil ettiklerini ancak dün istifaya ikna edebildiler. Dış güçler diyerek, suyu bulandırarak sorumluluktan kaçmaya çalışıyorlar. Her gün kriz biraz daha derinleşiyor, suiistimal, kötü yönetim, kötü niyet biraz daha ispatlanıyor. Milyonlarca mağdura her gün yeni mağdurlar ekleniyor. İlk bu iş çıktığında 20 milyar dolarlık önemli bir sorun diye ifade ediliyordu. Geçtiğimiz haftalarda 90 milyar dolara çıktı. Son yapılan hesaplamalarla tarafsız konunun uzmanları 110 milyar dolardan bahsediyorlar. 6 Şubat 2023 depreminin maliyeti 100 milyar dolar. Fon vurgununun maliyeti oldu şimdi 110 milyar dolar. Asrın felaketinden daha yıkıcı, yakıcı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu hatırlatmak gerekir.
Düne kadar SPK Başkanı, Bakan Yardımcısı, önceki SPK Başkanı görevde. Saadet Partisi Sayın Milletvekili Mehmet Atmaca dile getirmişti. 2023 yılı Bursa'da bir şirket borsaya açılmak istiyor. Dönemin, yani o günün AK Parti milletvekilini aracı kılıyor. Milletvekili SPK Başkanı'yla görüşüyor. '30 milyon lira istiyorlar' diyor. '30 milyon lira verirsen senin işlemlerini yapacaklar.' İş adamı 30 milyonu veriyor ve şöyle anlatıyor diyor ki, 'Parayı gönderdik. Bir gün SPK Başkanı arıyor' dediler. Dedim ki, 'Allah Allah! Bir hatamız mı var? Bir eksiğimiz mi var?' 'Sayın Ömer Gönül, SPK Başkanı hatta' Diyor ki, 'Beyefendi gönderdiğiniz emaneti aldık. Verdiğinizi helal edin.' 30 milyon rüşveti istiyorlar. AK Parti milletvekili aracılığıyla nakit parayı temin ediyorlar. Teyit telefonu açıyor. 'Emaneti aldık. Verdiğinizi helal edin' diyor. İddia, bunun 30'da 1'i gibi bir paranın bir şirket İstanbul'da bir kreş yaptırsın diye İstanbul Belediyesi'ne bağışlandığıdır. Bu konuda Aykut Erdoğdu 'Bunlar bir kreş yapmak istiyorlar' dediği için ya da 'Bunlar bir şey yapmak istiyorlar' deyince 'Kreş yapsınlar' haberini götürdüğü için rüşvete aracılık etmekten 19 aydır tutuklu. Suçu kabul etse yatarı kalmadı. Böyle bir suçu yok. Ama 30 katı iş yapmış olanlar 'Teyit telefonu geldi' diyor. Ömer Gönül'den 'Emanet geldi verdiğini helal et' diyor.
"Nihayet bu üçü istifa etti"
Şimdi düne kadar bu Ömer Gönül önceki SPK Başkanı bir başka kamu kurumunda başkandı. Bugünkü SPK Başkanı düne kadar duruyordu. Bakan Yardımcısı duruyordu. Pislik bunların paçalarından akıyordu. Ama Erdoğan bunları görevden alamıyordu. Niye biliyor musunuz? Herhangi görevden alacağı bir bürokratın kiminle geçmiş ilişkisini ifşa edeceği... Yani tamam aldık 30 milyonu da Bursa milletvekili 'Şu aracılık etti' demesin diye. 'Tamam bu fona izin verdik de sizin aileden şu aradı' demesin diye. Ya da 'Tamam denetimde fark ettik ama arkasından filanca bakan çıktı ben ne yapayım' demesin diye görevden alamadı Erdoğan. Tam 34 gündür bunları görevden alamadı. Altı kez SPK Başkanı'yla fon vurgunu toplantısına girdi. Mikropla birlikte mikrobiyoloji toplantısına giriyor. 'Hastalığı nasıl yeneceğiz?' Mikropla birlikte enfeksiyon hastalıkları çalışıyorlar. 'Mikroplardan nasıl vücudu temizleyebiliriz?' Nihayet bu üçü dün istifa etti. Bak tutmayın küçük enişteyi. Dün akşam 00.04'te üçünün de adını yazmış. Altına da güzelce imzayı çakmış. Allah için havalı imza. 'Üçünü de görevden aldım. Recep Tayyip Erdoğan.' Dün öğlene kadar neredeydin küçük enişte?
"Bizim liyakatli kadrolar olsa bunlara kaşını oynattırmaz"
YENİ Parti olarak bu sorunu daha nasıl çözeceğimizi kanun teklifi olarak verdik. Dedik ki yönetebilme kapasitemizi gösterelim. Konuya hakimiz. Başta Kerim Rota 35 yıllık finans, bankacılık deneyimi, fon yönetimi Türk bankalarının yurt dışında temsili, bunun yanında Ekonomi Eşgüdüm Konseyi'nde İMKB'nin kuruluşunda, yönetiminde yer almış arkadaşlarımızdan tutun bu konularda en deneyimli ekip. Ümit Özlale milletvekili olarak Plan Bütçe'de, önceki dönem genel sekreterlerimiz Selin Sayek Böke finans alanındaki deneyimiyle, Bihlun Hanım İMKB deneyimiyle bütün arkadaşlarımız var gücüyle çalıştılar. 11 kişi iyi bir kanun teklifi hazırladılar. Buradakiler daha milleti nasıl dolandıracaklarını Amerika'dan kopyalarken işin başında liyakatsizler, işbirlikçiler ya da oradan buradan talimatlı yani 'şu kapıyı açık bırak da oradan biz yolumuzu bulalım' talimatına atanmasına vesile olanlara karşı çıkamayanlar yerine bizim bu liyakatli kadrolar olsa bunlara kaşını oynattırmaz.
"Bunların kanun teklifi çalana kılıf uyduran, peşini bırakan ve kendince icat çıkaran bir şey"
Bizimkiler vurgunu yapanların tam listesinin açıklanması gerektiğini, haksız kazançların son kuruşuna kadar tahsili için tamamının hızla tüm işlemlerinin durdurulması, varlıklarına el konulması gerektiğini uluslararası anlaşmaları sayıyorlar, çeşitli ülkelere kaçırılmış paraların peşine nasıl düşüleceğini, nasıl geriye getirileceğini ve hakkaniyetle bu parayı çalanlardan alıp mağdurlara nasıl dağıtılacağını formüle ettiler. AK Parti de bir kanun teklifi vermiş. Arkadaşlarımız tartıştılar. Komisyonda görüşüldü. Kanunlaşması ile ilgili aceleleri var. Bizim kanun teklifi çalandan alan, mağdura veren, bunların kanun teklifi çalana kılıf uyduran, peşini bırakan ve kendince icat çıkaran bir şey. Büyük bir günah var, işlemiş, haramı yemiş, parayı sırtlamış. YENİ Parti isimlerini söylemese büyük bir mutlulukla karını güya kar vurgunu realize etmiş, parayı kenara koymuş. Şimdi bu işler ortaya çıkınca diyorlar ki 'Sen bugün öl caminin avlusuna gel bırak.' Bir gördüm teklifi dedim ki 'Olacak şey mi tövbe hesabı açmışlar' dedim. Çaldığın parayı diyor şu hesaba bırakırsan diyor ben de senin peşini bırakırım diyor öz Türkçesi.
"AK Parti'nin kara düzeni tam olarak budur"
Mesela Sayın Fatma Betül Sayan Kaya parayı verdi vermedi tartışmaları var. Bir iddiaya göre vermedi direniyor. Bir iddiaya göre yok canım vermiş diyor. Eksik diyorlar. İçinden ana parayla faizini kesmiş diyor. Evladım dediği nefsine uymuş dediği hanımefendi 24 daire parası koyup 360 daire parası beş ayda milletin sırtından kazanmış. Parayı koy dediği hesaba ana parayı alırım. İçinden bir de yasal faizi alırım diye hesap kitap yapıyor. Gariban müezzinin vaizin camideki imamın promosyonuna gelince 'Bankada faiz var. Verdiği promosyon faizden veriliyordur. Haram olur. Sen Katılım Bankasına git' deyip ona beşte birini verirler. Sonra günü geldiğinde beş ayda 26 daire parasını bu milletin sırtından 360 daire parasına çıkarırlar. AK Parti'nin kara düzeni tam olarak budur.
"Bu işin içinden cami bahçesine günah bıraktırıp milleti affettirerek kurtulamazsın"
Bu iktidar bunu yapamaz. Çünkü en güçlü ortaklık suç ortaklığıdır. Ve bunların hepsi suç ortağıdır. Tam da ahtapotun kolları gibi yayılmış. Kendi fon örgütlerini ve kollarını iyi bildikleri için tasvirde kopya çekmişler. Şimdi dediğim gibi tövbe et kurtul, istifa et kurtul dönemine girdiler. Türkiye Sigorta'nın genel müdürü istifa ediyor. Beyefendi fona da tövbe hesabına da para koymuş. Türkiye Sigorta'yı fonda zarar ettirmiş ama kendisi bizzat kar etmiş. Şimdi o istifa ediyor. 50 liranın üzerinde imzası var bu beyefendinin. SPK Başkanı istifa ediyor. Bu işin baş sorumlularından biri kurdu kuzuya emanet etmişler, altı toplantı, tamamına katılmış. Hazine bakan yardımcısı istifa ediyor. Damadı fon şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği yapmış. Fatma Betül Sayan Kaya istifa ediyor. Milletin 2.2 milyar lirasını alıp kaçmış. Ve tövbe hesabına üç beş bir şey atan sütten çıkmış ak kaşık gibi temizleniyor. Erdoğan'a söylüyorum: Geçmişte yaptığın gibi elini FETÖ sabunuyla yıkayarak o bütün müşterek işlediğiniz günahlardan kurtulduğun gibi, 17-25 Aralık'ta milat yapıp öncesinde olanlar affa uğramıştır, sonrasında olanlar darbeye karşı çıkmıştır dediğin gibi bu işin içinden kendine özgü yöntemlerle cami bahçesine günah bıraktırıp milleti affettirerek kurtulamazsın. Bunların hepsini atayan AK Partili. Atananlar AK Partili. Soyan AK Partili. Soyulan AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz. Sen en ortasındasın Erdoğan. Tam ortasındasın.
"Çürütmüşler memleketi"
Bu çürümüşlük içinde bu yönetim kabiliyeti ortadan kalkmış her tarafında suçlular, her tarafında görevi kötüye kullananlar ekonominin her tarafında bu güvensizlik, borsa altı yıl öncesine düştü. Daha dün yüzde 2,5 düştü. Yarın ne kriz çıkacak ne skandal patlayacak, hangi bakan, hangi üst düzey bürokrat bu işin arkasından çıkacak, Erdoğan'ın hangi atadığının yaptığı bir başka yanlış ortaya çıkacak belli değil. Bir borsanın toparlanması için en az sabit olması için satıcı kadar alıcı olması lazım. Satıcıdan daha hevesli alıcı yoksa borsa yukarıya doğru gitmez. Alıcının heveslenmesi için güven duyması lazım. Bu öngörülebilirliktir. Ama kimin ne karıştırdığının bilinmediği kimin borsaya açılacağına AK Parti milletvekilinin rüşvetiyle karar verildiği bir yerde bomboş şirketlerin sırf adının anıldığı, iç çamaşırı firmasının adını alıp makinalarını bırakmışlar, teknoloji firması yapıp borsada yukarıya kaldırmışlar, garibanların sırtına atmışlar. Parayı alıp kaçmışlar. Bu memlekette mi şimdi üç tane zibidi istifa etti diye borsaya güven gelecek, yatırımcıya güven gelecek. Çürütmüşler memleketi.
Özgür Özel'den Akın Gürlek'e: Tapuların istenmesine karşı çıkmasıyla tapuların gerçekliği zımnen kabul edilmiştir
İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, "Gürlek’in 16 taşınmazı bulunduğu" iddiası nedeniyle karşılıklı açtığı manevi tazminat davasında Özel’in 750 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti. Özel, grup toplantısının ardından basın mensuplarının konuya ilişkin sorusu üzerine şunları kaydetti:
Akın Gürlek'in 16 tane tapusunu açıklamıştım. Bu tapuların teker teker ID numaralarını vermiştim. Murat Kurum'a da bu ID'lerin doğru olduğunu biliyorsunuz açıklayın demiştim. Erdoğan'ın talimatıyla bu konuda ne Murat Kurum konuştu, hatta Akın Gürlek kendisinin de bu konuda konuşmaktan men edildiğini söyledi. Ancak dava açacağını söylemişti. Davayı açtı. Davayı açarken dedi ki 'Mahkeme zaten tapuları isteyecektir.' Mahkemeyi açtılar, mahkemeye gittik ve bu tapuların bizim avukatımız mahkemeden istenmesini talep ediyor. Yani talebimiz net. Bu 16 tapu Akın Gürlek'e aittir. Eğer bu 16 tapu Akın Gürlek'in değilse biz cezayı kabul ediyoruz. Tapuları talep edin. Akın Gürlek'in ki size tutanakları da paylaşacağız önümüzdeki günlerde çıktığında, avukatları hem ilk duruşmada hem bugün tapuların talep edilmemesini derhal karar verilmesini istediler. Bizim avukatımız diyor ki 'Ben var diyorum sen de yalan atıyorsun' diye dava açıyorsun. Sorulsun. 'Sorulmasın' dediler. Hakim de sorulmamasına karar vererek bugün bizim hakkımızda davayı Akın Gürlek'in kazanmasına, tazminat ödememize karar vermiş.
Elbette bunu istinafa götüreceğiz. İstinafta olmasa Yargıtay'a götüreceğiz. Olmadı Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz. Olmadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götüreceğiz. Birisi bu tapuları eninde sonunda isteyecek. Bakın tüm belediyelerde Çevre Bakanlığı'nın ve Maliye Bakanlığı'nın belediyelere yazdığı yazılarda elimizde bu tapuların Akın Gürlek'e ait olduğuna ilişkin belgeler var. Bu belgeler de istenebilir. Doğrudan Çevre Şehircilik Bakanlığı'ndan tapular istenebilir. Ey Akın Gürlek, tapular yalansa bir ay sürmez, mahkemenin tapuları talep etmesini istemeyip, Mahkeme Başkanına 'Derhal karar ver' talebini nasıl iletirsin? Hani sen mahkeme tapuları ister zaten demiştin? Madem mahkeme ister zaten dedin avukatların talebimize niye karşı çıktı? Cesaretin varsa o tapuları açıkla ama görülüyor ki tapuların varlığını kabul ediyor ve mahkeme tarafından talep edilmesine avukatları karşı çıkıyorlar.
Eğer avukatları o bilmeden bunu yaptıysa ki mümkün değil, derhal bu mahkemenin önümüzdeki günlerde İstinaf'ta başvuracağız tapuların getirilmesini tekrar isteyeceğiz. Ancak bugün Akın Gürlek'in avukatlarının tapuların istenmesine karşı çıkması ve hakimin baskı altında tabii Adalet Bakanı davası karar vermesiyle tapuların gerçekliği zımnen kabul edilmiştir. Tapuların gerçekliği Akın Gürlek ve avukatları tarafından kabul edilmiştir. Gerçek olmasa beni mahçup ederler değil mi? Yazılsın yazı tapu tapularının olmadığı ortaya çıksın derler. Bu talebi reddettiler.
Independent Türkçe