26 Haziran 2013'te Dolmabahçe'de gerçekleştirilen Akil İnsanlar Heyeti'nin son toplantısında, çözüm sürecinin ilerleyebilmesi için atılması gereken güven verici adımlar da ele alındı.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Celalettin Can, KCK ve hasta tutukluların durumu, koruculuk sisteminin kaldırılması, köye dönüşler, yeni karakol ve baraj yapımları, insansız hava araçlarının keşif faaliyetleri, seçim barajı ve Abdullah Öcalan'ın koşulları gibi başlıklardaki görüş ve önerilerini dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a iletti.
Önceki bölümde çözüm sürecinin genel seyri ve taraflar arasındaki diyalog ele alınırken bu bölümde, barışın ilerlemesi için gerekli gördüğü somut adımlara ilişkin Can'ın değerlendirmeleri ve Erdoğan'ın yanıtları aktarılıyor. (-ed.n.t.)
KCK tutuklularının durumuna ilişkin: KCK davası tutuklularını salıvermek için anayasa değişikliği gerekmiyor. Bunun herhangi bir maliyeti de yok. Bir kanun değişikliği ile KCK tutukluları bir gecede bırakılabilir. Sadece onlar değil, silahlı şiddete başvurmamış bütün tutuklular salıverilmeli.
Başbakan bu sorunla ilgili herhangi bir cevap vermedi...
Hasta tutukluların durumuna ilişkin: 400 civarında hasta tutuklu içeride son derece olumsuz koşullarda yaşıyorlar ve bazıları her an ölme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Başta müebbetlik ağır hastalar olmak üzere, hasta tutukluları Cumhurbaşkanı'nın salıverme yetkisi var. Bu yetkinin kullanılması önünde herhangi bir engel yok.
Başbakan bu konu hakkındaki açıklamalarımıza cevap vermedi...
Koruculuk sisteminin kaldırılmasına ilişkin: Koruculuk sistemi mutlak olarak kaldırılmalı. Bunun için bir geçiş sürecine ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Korucular öncelikle silahsızlandırılır. İşgal ettikleri toprakları boşaltmaları sağlanır. Bir kısmı kırsal alanlardaki petrol boru hattı vb. noktaların güvenliğinde, bir kısmı tarımsal üretimde istihdam edilir.
Başbakan cevaben, "Bu konuyla ilgili çalışmalar sürüyor" dedi ama açıklayıcı ve ikna edici bir cevap vermedi...
Koruculuğun tasfiyesi süreci, çatışmalar nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kalan köylülerin dönüşlerinin teşvik edilmesi ve bunun için fiilî adımlar atılmasıyla koşut yürütülmeli...
Başbakan bu konuda "Çatışmalar nedeniyle göçen köylülerin geri dönüşüyle ilgili teşvik sürüyor" dedi ve harcanan paranın miktarını açıkladı. Ancak benim, "Korucular onların birçok köyünü ve toprağını işgal etmiş, üstelik korucular silahlı... Koruculuk sistemi çözülmeden bütün köye dönüş projeleri karşılıksız kalır" şeklindeki görüşüme karşı ikna edici bir cevap vermedi.
Yeni karakollar ve baraj yapımına ilişkin: Yeni karakollar yapılıyor. Yetkililere soruyoruz, "eski ihaleler" ile açıklanıyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti barışını birkaç ihaleyi iptal edememeye bağlayamaz. İhaleyi alan şirket ve kişiler başka alanlara yönlendirilerek bunların mağduriyetleri telafi edilebilir.
Ayrıca Dersim'de 38 adet karakoldan bahsediliyor. "Hepsi de yöre insanı açısından kutsal ziyaret yerleri ve çevrelerinde yapılıyor" deniyor. Suriye, Irak, İran sınır boylarında yapılacak karakollar anlaşılabilir. Kalanı tasfiye edilir, edilemeyenler okul, depo vb. kamu görevlerinde kullanılabilir.
Başbakanla en çok diyaloğa girdiğimiz konulardan biri bu sorun oldu ve netice olarak "Bu devlettir, devlet yolgeçen hanı değildir. Dediğin yerler de dâhil, devlet ihtiyaç duyduğu her yerde ve mekânda karakol yapacaktır" dedi.
Konuşmam sırasında baraj yapımlarına da değinmiştim. Başbakan bu konuyla ilgili olarak "Baraj yapımının güvenlikle ilgili olmadığını, Türkiye'nin su problemi olduğunu, sınır dışı sularla ilgili haklarımızı güvence altında tutmak için baraj yapımına devam edileceğini" söyledi.
İnsansız hava araçlarının keşif faaliyetlerine ilişkin: Çatışma yaşanmadığı ve silahlar sustuğu sürece, insansız hava uçaklarının uçuş programlarına son verilmesi gerekir. Ülke sınırları dâhilinde insansız hava uçaklarının keşif yapması bir yerde anlaşılabilir. Ancak silahlı grupların çekildikleri ve öbek öbek yaşadıkları Kandil'de, bu uçakların keşiflerinde ısrar etmek, insansız hava uçaklarının katliam tehdidi yaratması sürece ciddi zararlar verme potansiyeli taşımaktadır.
Başbakan bu konuda, "Bu devlettir, güvenliği için insansız hava uçaklarının keşifleri sürecektir" cevabını verdi.
Yüzde 10 seçim barajına ilişkin: Yüzde 10 seçim barajı parlamentonun meşruiyetini zedelemektedir. Bu nedenle, seçim barajları kaldırılmalı ya da en alta çekilmeli. Bunun için de anayasa değişikliği gerekmiyor. Bir kanun değişikliği yeterlidir.
Başbakan bu konuya ilişkin olarak "İktidara geldiklerinde seçim barajlarını önlerinde bulduklarını, istikrar için barajın kaldırılmayacağını" belirtti.
Abdullah Öcalan'ın koşullarına ilişkin: Barış süreci için Öcalan'ın stratejik bir değer olduğu kabul görüyor. Buna rağmen yaşam ve siyaset problemleri sürüyor. Kaldığı mekân sağlıklı, güvenlikli, aynı zamanda dünyayı izlemeye elverişli dijital teknolojik ortama kavuşmalı. Öcalan, BDP gibi legal parti temsilcileri de dâhil, değişik sivil toplum, sendika, vakıf vb. temsilcileriyle görüşebilmeli.
Başbakan bu konuda, "BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın bu konuda kamuoyuna açıklama yaptığını, Öcalan'ın kaldığı odaya ek olarak bir oda daha verildiğini, ağırlaştırılmış mahkûmiyeti olan bir insanla ilgili talep edilen görüşmelerin yapılmasını kabul etmenin mümkün olmadığını" söyledi.
Barış diline ilişkin: Barışın inşasında taraflar arasında eş değer saygı ve barış dili çok önemlidir.
Başbakan bu konuda "Dağda eli silahlılar var, onlar ne olacak? Bir de onlara bakınız" dedi.
(Devam edecek...)
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish