DOSYA | Peru'da yeni güvenlik doktrini ve polis reformu (1): Asimetrik tehditler ve devlet yanıtı

Umut Berhan Şen Independent Türkçe için yazdı

Latin Amerika coğrafyasında devlet otoritesinin asimetrik tehditler karşısında sınandığı And Bölgesi hattında, Peru bugün çok radikal ve yapısal bir güvenlik dönüşümünün tam merkezinde duruyor.

Ülkede son yıllarda ivme kazanan şantaj, organize cinayetler ve çete yapılanmaları karşısında Devlet Başkanı Keiko Fujimori hükümetinin aldığı kararları sıradan bir asayiş takviyesi olarak görmek büyük bir hata olur.

Aksine, Lima yönetimi polis teşkilatının hiyerarşik yapısını, operasyonel mantığını ve yetki sınırlarını baştan aşağı yeniden kurgulayan kapsamlı bir reform paketini sahaya sürüyor. Polis gücünün niteliğini ve niteliksel yetki alanını genişleten bu adımlar, ülkenin iç güvenlik mimarisini klasik kolluk anlayışından çıkarıp entegre bir askeri-sivil saha kontrol modeline dönüştürüyor.

Yeni polis yapılanmasının en kritik ayağını, polisin karar alma ve saha icra yetkilerini askeri komuta zinciriyle doğrudan eklemleyen Birleşik Komutanlık yani Comando Unificado mekanizması oluşturuyor.

Bu yeni idari ve operasyonel modelde polis teşkilatı, alışılagelmiş İçişleri Bakanlığı bürokrasisinin tek taraflı idari hiyerarşisinden sıyrılarak doğrudan Lima’daki Kara Kuvvetleri Karargahı’na bağlı bir harekât koordinasyonuna dahil ediliyor.

İstihbarat paylaşımından saha devriyelerine, nokta operasyonlardan stratejik alan hâkimiyetine kadar tüm süreçler, polis ve ordunun üst düzey kurmaylarının aynı masa etrafında oturduğu bu tek merkezden sevk ve idare ediliyor. Bu durum, polis teşkilatının sahadaki müdahale hızını artırırken bürokratik onay süreçlerinin yarattığı zaman kayıplarını da tamamen ortadan kaldırıyor.

Söz konusu yeni yapılanma kapsamında polis teşkilatının uzmanlık birimleri ve saha kuvvetleri de yeniden yapılandırılıyor. Çetelerin finansal ve lojistik damarlarını kesmek amacıyla kurulan özel istihbarat ve operasyon timleri, ordunun teknik imkânlarıyla teçhizatlandırılıyor. Polisin rutin mülki asayiş birimleri ile özel harekât unsurları arasındaki koordinasyon güçlendirilirken yüksek riskli kent merkezlerinde ve suç yoğunluğunun tavan yaptığı kırsal hatlarda polisin operasyonel yetkileri neredeyse askerî bir seviyeye çekiliyor. Emniyet mensuplarının saha devriyelerinde askerî zırhlı araçları ve ordunun teknolojik altyapısını aktif biçimde kullanması, suç odaklarına karşı orantısız ve yıpratıcı bir baskı oluşturmayı hedefliyor.

Emniyet teşkilatının yetki genişlemesindeki bir diğer stratejik nokta ise gözaltı, arama, teknik takip ve saha sorgulaması gibi adli kolluk süreçlerinde polise tanınan olağanüstü esneklikler oluyor. İlan edilen olağanüstü hâl kararlarıyla birleşen bu yeni kurumsal yapılanma, polisin mahkeme kararı beklemeden belirli kritik bölgelerde ani operasyonlar yapabilmesine, şüpheli odaları tecrit edebilmesine ve suç şebekelerine dönük nokta baskınları düzenlemesine olanak tanıyor.

Bunun yanında, cezaevlerinin dış güvenliğinin ve komuta-kontrol engelleme sistemlerinin ordu destekli polislere devredilmesi, polis teşkilatına suç örgütlerinin içerideki ve dışarıdaki bağlantılarını eş zamanlı olarak operasyonlarla koparıp alma yetkisi veriyor.

Yeni emniyet vizyonunun bölgesel ve uluslararası ayağı ise polisin teknik ve istihbari kapasitesini doğrudan yükseltmeyi amaçlıyor. ABD ile yürütülen stratejik temaslar ve Latin Amerika genelindeki Americas Shield, yani Amerika Kalkanı ittifakı çerçevesinde, Peru polis teşkilatı sınır aşan suç ağlarını izlemek üzere uluslararası istihbarat havuzuna entegre ediliyor. Yabancı teknik destek, uydu takibi ve siber istihbarat araçlarının Peru polisinin hizmetine sunulması, yerel emniyet birimlerinin sadece sokaktaki suçluyla değil, uluslararası finans ve uyuşturucu çeteleriyle de doğrudan mücadele edebilecek bir donanıma kavuşmasını sağlıyor.

Elbette polisin bu derece güçlendirilmesi, orduyla doğrudan ortak komuta altına sokulması ve geniş idari yetkilerle donatılması Peru kamuoyunda ve siyasal zemininde ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bu sert yapılanmayı destekleyen kesimler, suç oranlarının ulaştığı seviye karşısında geleneksel polis yöntemlerinin yetersiz kaldığını ve devletin caydırıcılığını yeniden kazanması için bu tarz radikal reformların şart olduğunu savunuyor. Eleştirenler ve insan hakları temsilcileri ise polisin askerî bir disiplin ve hiyerarşi içine çekilmesinin sivil denetim mekanizmalarını zayıflatabileceği endişesini dile getiriyor.

Bütün resmi birleştirdiğimizde, Peru'da Keiko Fujimori hükümetinin hayata geçirdiği yeni polis yapılanması, basit bir mevzuat değişikliğinin çok ötesinde, devletin iç güvenlik doktrinini ve saha egemenliğini yeniden inşa etme hamlesi olarak öne çıkıyor. Polisin askerî kapasiteyle tahkim edildiği, operasyonların tek merkezden yönetildiği ve uluslararası istihbaratla desteklendiği bu yeni yapı, And coğrafyasında devlet kapasitesinin ve güvenlik politikalarının gelecekte nasıl şekilleneceğini gösteren çok somut bir örnek oluşturuyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU