Halk TV’ye kayyum atanmasına tepkiler

“Yargıyla siyaseti, kollukla haberciliği, kayyımla millet iradesini terbiye edeceğini sananlar tarihin en büyük yanılgısı içindeler”

Fotoğraf: ANKA

Halk TV’ye kayyum atanmasına basın örgütleri ve siyasilerden tepki geldi. 

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir. Maalesef ülkemizi bu hale getirdiler. Millet, fon soygununun hesabının sorulmasını isterken... Ekonomik kriz, geçim derdi, adaletsizlikler ülkemizin her yerinde sürerken... Tam da Türkiye'nin en büyük siyasi davasında savunmanın başlayacağı gün, bunu yaptılar.

Belediyelere kayyım atayıp millet iradesine çökenler, şimdi milyonların izlediği Halk TV'ye kayyım atadılar. Çünkü aciz ve korkaklar! Halk TV'nin, basın özgürlüğünün, orada çalışan yüzlerce emekçinin ve ailelerinin yanındayız. Yargıyla siyaseti, kollukla haberciliği, kayyımla millet iradesini terbiye edeceğini sananlar tarihin en büyük yanılgısı içindeler. Türkiye, bu kötülüğü yenecek. Halkımızı bu mücadeleye sonuna kadar sahip çıkmaya davet ediyoruz. Millet kazanacak, darbeciler, vesayetçiler yenilecek

“Yüzlerce basın emekçisinin alın teri doğrudan hedef alınmıştır”

DİSK Basın-İş'ten Halk TV'ye kayyım atanmasına ilişkin yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

Halk TV'ye kayyum atanması ve yayının durdurulması, doğrudan basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan kabul edilemez bir müdahaledir. Geçtiğimiz yıl TELE1'e yapılan uygulama, bugün Halk TV'de yinelenmektedir. Bu durum, Türkiye’de medyanın hiçbir hukuki güvencesinin kalmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu karar yalnızca yayını durdurmakla kalmamış; mutfağından ekran önüne yüzlerce basın emekçisinin alın terini, işini ve geleceğini de doğrudan hedef almıştır. Yüzlerce meslektaşımızın ve Halk TV emekçilerinin yanındayız. Tüm kamuoyunu basın özgürlüğüne, haber alma hakkına ve meslektaşlarımızın emeğine sahip çıkmaya davet ediyoruz.

“Hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesi yok”

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Halk TV'ye kayyım atanmasına tepki gösterdi.  ÇGD'nin X hesabından yapılan paylaşımda şunlar kaydedildi:

Halk TV'ye kayyum atanması ve yayınının durdurulması, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir. Anayasal hakları ve halkın haber alma özgürlüğünü yok sayan bu karar kabul edilemez. Bundan tam bir yıl önce TELE1'e kayyum atanmış, basın tarihimize kara bir leke olarak geçmişti. Bugün ise Halk TV'ye yönelik bu kararla Türkiye’de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesinin olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Halk TV çalışanlarının, meslektaşlarımızın yanındayız. Demokrasi, özgür basın ve halkın haber alma hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm kamuoyunu demokrasiye, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz!

 “Halk yeter artık diyecek”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Halk TV'ye kayyım atanmasına ilişkin,  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

Muhalif kanal Halk Tv’ye kayyum atandı. Muhalif gazeteciler tutuklu ve tutuklanıyor. Muhalif sosyal medya hesapları erişime kapatılıyor. Halkı kin ve düşmanlığa teşvik ve yanıltıcı bilgiyi yayma suçlamaları muhalefeti susturmak için araçsallaştırılmış durumda. Fon yolsuzluğu ise kapatılmak ve normalleştirilmek isteniyor. Türk halkı artan baskıları, kapatılan yolsuzlukları, PKK ile pazarlıkları sessiz ancak öfkesini içine atarak izliyor. Sandıkta 1950 seçimleri tekrarlanacak. Halk yeter artık diyecek. Halk kazanacak, demokrasi kazanacak, hukuk kazanacak, özgürlük kazanacak.

“Halkın haber alma hakkına yönelik açık bir müdahaledir”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında 163. sırada. Bu tablo, ülkemizde basın özgürlüğünün geldiği noktayı bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Oysa Anayasamızın 28. maddesi son derece açıktır: 'Basın hürdür, sansür edilemez.' Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin değil, halkın doğru haber alma hakkının da güvencesidir ve eleştiri suç değil demokrasinin vazgeçilmez bir parçasıdır. En çok izlenen haber kanallarından biri olan Halk TV’ye kayyum atanması, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik açık bir müdahaledir.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

“Kendilerine biat etmeyen basını susturmaya çalışıyorlar”

 Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş,  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Sabah 5.30’da polis baskını ile yayın durdurmak ve kanal yönetimine kayyum atamak da bu iktidara yakışırdı. Halkın seçtiği milletvekillerini, belediye başkanlarını cezaevinde tutup, belediyelere zor yoluyla çökenler, halkın haber alma hakkına da el koyuyorlar, kendilerine biat etmeyen basını susturmaya çalışıyor. Halkın iradesini de sesini de teslim alamayacaksınız.

“Asla kabul edilemez”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tahsin Tarhan, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Halk TV’ye kayyum atanması, sadece bir medya kuruluşuna müdahale değildir; basın özgürlüğüne açık bir müdahaledir. Demokratik bir ülkede basının susturulması, hangi gerekçeyle olursa olsun asla kabul edilemez. Bugün susan basın, yarın susan demokrasidir" ifadesini kullandı.

“Basın ve ifade özgürlüğü demokratik bir haktır”

Kültür Sanat Sen'in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Demokrasinin, çoğulculuğun ve halkın haber alma hakkının en temel güvencelerinden biri olan basın özgürlüğü, bugün bir kez daha ağır bir kuşatma altındadır. Halk TV'ye kayyım atanması girişimleri ve hukuku hiçe sayan bu müdahaleler, yalnızca bir televizyon kanalına değil; halkın gerçekleri öğrenme hakkına, düşünce ve ifade özgürlüğüne vurulan açık bir darbedir.

Kültür Sanat-Sen olarak çok iyi biliyoruz ki; sanat da basın da susturulamaz, prangalanamaz! Medyaya ve kültürel alanlara kayyım zihniyetiyle müdahale edenler, toplumsal eleştiriyi ve muhalefeti ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Ancak bu baskılar, emeğin, sanatın ve özgür basın mücadelesinin sesini asla kısamayacaktır. Basın ve ifade özgürlüğü demokratik bir haktır, gasbedilemez. Halkın haber alma hakkı karartılamaz, susturulamaz. Kayyım politikaları derhal son bulmalıdır.

Kültür Sanat-Sen Genel Merkezi olarak; halkın haber alma hakkını savunan tüm basın emekçilerinin, gazetecilerin ve Halk TV çalışanlarının yanında omuz omuza durduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Mücadelemiz sürüyor, gerçeğin sesi karanlığa teslim olmayacak.

Bakırhan'dan açıklama

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise sosyal medya hesabından şunları kaydetti:

Halkın seçme ve seçilme hakkına kayyım atayan anlayış, şimdi de halkın haber alma hakkına aynı yöntemle müdahale ediyor. Muhalif medyanın önde gelen mecralarıdan biri olan Halk TV’ye kayyım atanmasını en sert biçimde kınıyoruz. Bu karar; basın özgürlüğüne, düşünce ve ifade özgürlüğüne dönük açık bir müdahaledir. Demokratik toplumun en temel ilkelerinden biri olan halkın haber alma hakkı engellenemez. Muhalif basın kurumlarına yönelik devreye konulan bu antidemokratik ve hukuksuz uygulamalara derhal son verilmelidir. Baskıya uğrayan tüm basın kurumlarının ve emekçilerinin yanında olacağız.

"Kararı derhal geri çekin"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

Şafak vakti operasyonu ile Halk TV’ye kayyım atanması, muhalif medyayı susturmaya yönelik açık bir siyasi müdahaledir. Basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına ve toplumun çoğulcu sesine vurulmuş ağır bir darbedir. Gazetecileri tutuklayan, internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getiren, muhalif kanallara kayyım atayan bu anlayış Türkiye’yi büyük bir karanlığa sürüklüyor. Halka dayattığınız baskı kabul edilemez. Hakikat kayyımla yok edilemez. Kararı derhal geri çekin, basına ve basın emekçilerine yönelik baskılara son verin. Kayyıma karşı Halk TV’nin ve basın emekçilerinin sonuna kadar yanındayız. Halk TV’ye, basın emekçilerine ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmak, özgür bir Türkiye’ye sahip çıkmaktır.

“İktidar demokrasi, özgürlük ve adalet isteyen emekçileri de zapturapt altına almak istemektedir”

 EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Halk TV’ye kayyım atanmasına  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada tepki gösterdi:

Bu sabaha ülkeyi soluksuz bırakıp teslim almaya heveslenen Saray rejiminin yeni bir saldırısı ile uyandık. Telaşla fon vurgununun üzerini örtmeye çalışan Saray rejimi İBB başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunma yapacağı günün sabahında bu kez Halk TV'ye kayyım operasyonu düzenledi. Fon vurguncularının açığa çıkarılmasını isteyen gazetecileri tutuklayan, Tele 1'e kayyım atayan, T24'ü kapatan, Evrensel'in de aralarında bulunduğu pek çok basın kurumunun sosyal medya hesaplarına erişim engeli getiren Saray rejimi basın özgürlüğünü boğduğu gibi halkın haber alma hakkını da gasbetmektedir. Bu saldırılarla iktidar parçası olduğu suçları halkın gözünden kaçırmaya çalışırken demokrasi, özgürlük ve adalet isteyen emekçileri de zapturapt altına almak istemektedir.

“İktidarı, basın ve ifade özgürlüğünü hedef alan bu uygulamalardan vazgeçmeye çağırıyoruz”

DEM Parti'nin sosyal medya hesabından, Halk TV'ye kayyım atanmasına ilişkin yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

Halk TV’ye polis baskını yapılması ve kayyım atanması basın ve ifade özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik bir saldırıdır. Basının özgür olmadığı, farklı seslerin susturulmaya çalışıldığı bir yerde demokrasiden, hukuktan ve özgürlüklerden söz edilemez. Farklı görüşleri dile getiren, iktidarın politikalarını eleştiren gazetecilerin ve medya kuruluşlarının baskı altına alındığı bir ülkede evrensel gazetecilik ilkelerinden ve halkın haber alma hakkından bahsedilemez. Baskı politikalarında ısrar etmek toplumsal güveni zedelemekte ve ortadan kaldırmaktadır. İktidarı, basın ve ifade özgürlüğünü hedef alan bu uygulamalardan vazgeçmeye, demokrasiyi güçlendirecek adımlar atmaya ve barışın toplumsallaşması için demokratik zeminde hareket etmeye çağırıyoruz.

“Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkının da güvencesidir”

Ankara Barosu Başkanı Elçin Özge Şimşek Çağlayan, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Bu sabah Halk TV’ye yönelik polis baskını ve kayyım atandığı haberleriyle güne başladık. Ceza soruşturmaları gerekçe gösterilerek Türkiye’nin en çok izlenen haber kanallarından birinin yayın faaliyetlerini ve editoryal bağımsızlığını doğrudan etkileyebilecek tedbirlere başvurulması, Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleriyle güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir. Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkının da güvencesidir. Bu nedenle ceza soruşturmaları kapsamında başvurulan tedbirlerde ölçülülük ilkesinin gözetilmemesi, demokratik toplum düzeninin dayandığı dengeyi sarsar. Türkiye Cumhuriyeti gibi bir hukuk devletinde soruşturma yetkisinin anayasal hak ve özgürlüklerin özüne dokunacak şekilde kullanılması, basın özgürlüğünün geleceği bakımından son derece kaygı vericidir.

"Kanalın yayınının durdurulup kayyum atanması hukuk devleti normuna aykırıdır”

İstanbul Barosu, Halk TV'ye kayyım atanmasına tepki gösterdi. Baro'nun resmi X hesabından yapılan, "Halk TV'ye yönelik müdahale, anayasal güvencelerin ihlalidir" başlıklı paylaşımda şunlar kaydedildi:

14 Ekim 2026 sabahı, Halk TV'ye yönelik gerçekleştirilen şafak operasyonu, binasının ablukaya alınması, kanalın yayınının durdurulup kayyum atanması hukuk devleti normuna açıkça aykırıdır. Anayasanın 13. maddesinin hak ve özgürlüklere ilişkin öngördüğü güvenceler hiçe sayılarak düzenlenen şafak operasyonu, hukukun üstünlüğünü ihlalin başlıca aracı olagelmiştir. Bu müdahale ile Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü, 48. maddesindeki çalışma ve sözleşme özgürlüğü, 49. Maddesindeki çalışma hakkı ve 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ihlal edilmektedir.

Bir medya kuruluşunun faaliyetlerinin durdurulması ve yönetimine el konulması, yalnızca ilgili kuruluşun haklarını değil, toplumun haber alma özgürlüğünü ve demokratik kamusal tartışma ortamını da etkiler. Basın özgürlüğü, yalnızca haberin yayımlanmasını değil, basın kuruluşlarının herhangi bir baskı altında kalmaksızın faaliyet gösterebilmesini de kapsar. Bağımsız idari otoriteler hukuk devletinin yıkımına giden bu yolun ortağı olmamalıdır. TMSF Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının korunmasında denetim yükümlülüklerine sahip bir kurumdur ve mülkiyet gaspına alet olmamalıdır. Anayasal bir kurum olan RTÜK devre dışı kalmış ve basın özgürlüğünün güvencelenmesinde işlevsizleştirilmiştir.

Zamanlama olarak, Ekrem İmamoğlu'nun savunma yapmasının beklendiği gün yaşanan bu gelişmeler, zamanlaması ve sonuçları bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Savunmanın sesinin duyulmasının beklendiği bir günde basının polis ablukasına alınması, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.

Hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumakla yükümlü İstanbul Barosu, Halk TV'ye yönelik bu hukuk dışı operasyonu yakından izlemektedir. İlgili makamları hukuka aykırı ve konusu suç teşkil eden emirler vermekten kaçınmaya; Anayasa’nın 137. maddesi uyarınca, kamu görevlilerini anayasal sorumluluklarına uygun davranarak bu emirleri yerine getirmemeye çağırıyoruz. Halk TV'ye yönelik hukuka aykırı müdahalelere derhal son verilmeli, yayın yeniden başlatılmalı ve TMSF'nin el koyma kararı geri çekilmelidir. Her yerde, her zaman, herkes için hukuk.

“Halkın televizyonundan elinizi çekin”

DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Halkın televizyonundan elinizi çekin.  Bu ne pervasızlık, bu ne tahammülsüzlük. TELE1’e kayyım atadınız, T24’ü erişime kapattınız, gazetecileri cezalandırdınız. Yetmedi, şimdi de Halk TV’ye uzandınız. İnsan bir yanlış yapar, utanır, geri döner. Siz her seferinde daha da ileri gidiyorsunuz. Hangi hakla, kimin verdiği yetkiyle? Ey iktidar sahipleri. Milyarlarca liralık fon vurgununda milletin parasının hesabını sormaya gelince ortada yoksunuz, gazetecileri susturmaya gelince bütün gücünüzü seferber ediyorsunuz. Biraz utanın, biraz da hukuktan korkun. Halkın hangi haberi duyacağına, hangi gerçeği öğreneceğine siz karar veremezsiniz. Bu memleket sizin çiftliğiniz, Anayasa da keyfinize göre uygulayacağınız bir metin değil! Unutmayın, Anayasa’nın 28. maddesi sizi de bağlıyor: 'Basın hürdür, sansür edilemez.

"Kabul edilemez"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Bir yayın kuruluşunun yaptığı haberleri yanlış bulabilir, eleştirebilir ve hukuki yollara başvurabiliriz. Hatta bu yayınlardan dolayı toplumsal linç bile yiyebiliriz ama basın ve ifade özgürlüğü ilkelerinden asla vazgeçmeyiz. Güçlü ve demokratik Türkiye ideali bunu gerektirir. Halk TV'ye kayyum atanması yanlıştır ve kabul edilemez. Çünkü basın özgürlüğü vazgeçilmezdir.

“Bu zorbalığı kabul etmiyoruz”

Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Halk TV'ye kayyum atandı. Son yıllarda siyasi iktidarın her sorunu aşmak için kullandığı hukuksuzluk, bugün bir kez daha basın özgürlüğünü vurdu. Keyfi bir kararla Halk TV sabah saatlerinde polislerce basıldı, yayına müdahale edildi. Bu zorbalığı kabul etmiyoruz. Basın hürdür, sansür edilemez.

CHP Grup Başkanvekili Sarı'dan Halk TV tepkisi: Bizi eleştiren basının da özgürlüğünü savunuruz

CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı, "Halk TV yayın hayatına devam etmelidir, yayın hayatına son veremezsiniz. Hukuki incelemeler yapılmalıdır ama basın özgürlüğünün önüne koyulan engel kabul edilebilir değildir." dedi. Sarı, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "İktidarın basının sesini kısmak istediğini" öne süren Sarı, Türkiye'nin her sabah yeni hukuksuzluklara uyandığını savundu. Son dönemde sermaye piyasalarındaki işlemlerin gündemde yer aldığını hatırlatan Sarı, bu iddiaların üzerine gidilmediğini öne sürerek, "Her sabah yeni gündem yaratarak fon skandalını unutturamazsınız." diye konuştu. Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen mali suçlarla ilgili soruşturma kapsamında, Mahiroğlu'nun ilişkili olduğu tespit edilen şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak atandığını anımsatan Sarı, her sorunun çözümünün "kayyum" olmadığını dile getirdi. İktidarı eleştiren Serkan Sarı, şunları kaydetti:

Kayyum atamalarına karşıyız. Bizi eleştiren basının da özgürlüğünü savunduk, savunmaya devam ediyoruz. Bir televizyon kanalı bizi eleştirebilir, olumsuz haberler yapabilir. Bunların hiçbir önemi yok. Sizi eleştiren yayın kuruluşlarına yönelik bu acımasız tavrınıza bir an evvel son vermeniz gerekmektedir. Halk TV yayın hayatına devam etmelidir, yayın hayatına son veremezsiniz. Hukuki incelemeler yapılmalıdır ama basın özgürlüğünün önüne koyulan engel kabul edilebilir değildir. Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla kayyum değil. İktidarın kayyum uygulamalarını eleştirmeye, emekçilerin yanında durmaya devam edeceğiz.

Halk TV'ye siyasilerden dayanışma ziyareti

Halk TV’nin Balgat'ta bulunan Ankara Temsilciliği'ne siyasilerden destek ziyaretleri gerçekleştirildi. Yeni Yol Grubu Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün ve beraberindeki heyet ile YENİ Parti Ankara İl Başkanı İbrahim Karaca ve beraberindeki heyet, Halk TV çalışanlarını ziyaret etti.

Ankara İl Başkanı İbrahim Karaca, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Bir işi başlatıyorlar bütün aile fertlerine sirayet ettirecek şekilde bir zulme dönüştürerek insanların onurlarını ayaklar altına alacak şekilde… Sabah Cafer Bey'in açıklamasını da izledim. 70 yaşındaki abisinin evinde arama yaparak sabah şafak baskınıyla giriliyor. İnsanların masumiyet karineleri ayaklar altına alınarak, onurlarını kırıcı şekilde müdahalelerde bulunarak Türkiye'yi bir yola sokmaya çalışıyorlar. Ama Halk TV her zaman halkın habercisi oldu. Vatandaşın sesi oldu. Halkın habercisi, vatandaşın sesi olan Halk TV'nin sesini devam ettirebilmesi, doğru haberciliğini sürdürebilmesi için biz de üzerimize düşen toplumsal mücadeleyi sizlerle yan yana vermek için buradayız. Tekrar geçmiş olsun.

 

AA, ANKA 

DAHA FAZLA HABER OKU