Ekrem İmamoğlu'nun Şadi Yazıcı'ya yönelik "hakaret" davasında verilen karar istinafa taşındı

İmamoğlu’nun avukatları, "mahkumiyete götüren yeni delilin veya önceki değerlendirmeyi değiştiren somut olgunun açıklanmadığını" belirterek, kararın kaldırılmasını ve İmamoğlu'nun beraatini istedi

Fotoğraf: ANKA

İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu’nun 25 Ekim 2022’de Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisi 3. Etap açılışında eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'ya yönelik sözleri nedeiyle yargılandığı "hakaret" davasında, 11 Eylül 2026’da verdiği mahkûmiyet kararının gerekçesini açıkladı. İmamoğlu’nun avukatları, kararın kaldırılması ve beraat talebiyle istinafa başvurdu.

Gerekçeli kararda, yargılama süreci aktarıldı. İmamoğlu hakkında önce 6 Eylül 2023’te basit yargılama usulüyle beraat kararı verildi. Savcılık ve Yazıcı’nın avukatlarının itirazı üzerine genel yargılama usulüyle görülen davada, 15 Aralık 2023’te aynı gerekçeyle ikinci kez beraate hükmedildi.

İlk beraat kararının gerekçesinde, konuşmanın tamamı incelendiğinde sözlerin Yazıcı’ya yönelik olmadığı, “çalmak” sözcüğünün “hırsızlık yapmak” anlamında kullanılmadığı ve mevcut iktidara yönelik siyasi eleştiri niteliği taşıdığı belirtildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi ise 25 Şubat 2026’da, İmamoğlu’nun savunmasının yasa ve yönteme uygun alınması gerektiği gerekçesiyle, hükmün diğer yönlerini incelemeden beraat kararını bozdu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Kanunen geçerli bir beraat kararından bahsedilmez"

Bozmanın ardından yapılan yargılamada mahkeme, ilk yargılamada basit yargılama usulünün uygulanamayacağını belirterek, "kanunen geçerli bir beraat kararından bahsedilemeyeceği" değerlendirmesini yaptı.

İkinci beraat kararına ilişkin de İmamoğlu’nun savunması alınmadan bu gerekçeyle beraat hükmü kurulamayacağını savunan mahkeme, sonradan verilen beraat hükmünün de "hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığını" kaydetti.

Mahkeme, savcılık ve katılan tarafın İmamoğlu aleyhine kanun yoluna başvurması nedeniyle beraatin kazanılmış hak oluşturmadığını, deliller yeniden değerlendirilerek mahkumiyet kararı verilmesinde yasal engel bulunmadığını belirtti.

"'Nezaketsiz' ve 'lan' ifadeleri hakaret sayılmadı"

Mahkeme, gerekçeli kararında konuşmada geçen "nezaketsiz" ve "lan" ifadeleri bakımından "hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığını, bu ifadelerin yargılamada konu edilmediğini" açıkladı.

Mahkûmiyetin dayanağı, "Cebimizdeki paraları da aldınız, yüzde ellisini aldınız, yüzde ellisini çaldınız" cümlesi oldu. Mahkeme, konuşmanın genel olarak Yazıcı’yı hedef aldığını, hizmetlere ilişkin kısa bölümün ardından yeniden Yazıcı’ya yönelik ifadeler kullanıldığını öne sürerek, sözlerin muhatabının Yazıcı olduğu sonucuna vardı.

Bu ifadelerin Yazıcı’nın "onur, şeref ve saygınlığını rencide ettiğini" değerlendiren mahkeme, sözlerin "kamusal bir tartışmaya katkı amacı taşımadığını ve ifade özgürlüğü ile eleştiri kapsamında değerlendirilemeyeceğini" kaydetti.

Mahkeme, adli para cezası yerine hapis cezasını tercih edilmesinin gerekçesini "İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasını, konuşmasının basın aracılığıyla takip edilebilmesini ve konumu gereği geniş kitlelere ulaşarak etki yaratabilmesi" olarak açıkladı. "Kastının yoğunluğu" gerekçesiyle temel cezayı 2 yıl olarak belirledi.

Avukatlar ise temel cezanın üst sınırdan belirlenmesini haklı kılan somut olguların açıklanmadığını savundu. Avukatlar, basın aracılığıyla duyurulma ve kalabalık ortamda konuşma unsurlarının hem temel cezayı artırmak hem de aleniyet artırımı için kullanıldığı ileri sürerek, aynı olguların iki kez cezayı ağırlaştırmasına itiraz etti.

İmamoğlu'nun avukatları: Konuşmanın farklı bölümleri birleştirildi

İmamoğlu'nun avukatlarının istinaf dilekçesinde, aynı olay ve kayıtlar üzerinden verilen iki beraatin ardından mahkûmiyete götüren yeni delilin veya somut olgunun açıklanmadığı ileri sürüldü. Avukatlar, istinafın önceki bozma kararının mahkûmiyet yönünde bir esas değerlendirmesi olarak kabul edilemeyeceğini vurguladı.

İmamoğlu’nun avukatları, sözlerin Yazıcı’nın şahsına değil, siyasi iktidarın ekonomi yönetimine yönelik olduğunu savundu. Dilekçede, “üç ayını bizden siz çaldınız” ifadesinin 2019 yerel seçimlerinin iptali nedeniyle kaybedilen hizmet süresini; para ve yüzde elli anlatımının ise enflasyon nedeniyle azalan satın alma gücünü ifade ettiği belirtildi.

Avukatlar, konuşmanın farklı zamanlarında söylenen cümlelerin aralarındaki kesintiler gösterilmeden art arda aktarıldığını ileri sürdü. Yazıcı’ya ilişkin ifadeler ile ekonomik eleştiri bölümünün ve konuşmanın sonundaki sözlerin tek bir akış gibi sunulduğu savunuldu.

Dilekçede, "Bir konuşmanın başlangıcında katılana ilişkin ifadeler kullanılması, konuşmanın ilerleyen her bölümündeki eleştirinin aynı kişiye yöneldiğini gösteremez" denildi.

Cezada arttırım uygulandı, avukatlar "hatalı" dedi

Gerekçeli kararın hüküm bölümünde, 2 yıllık temel ceza aleniyet nedeniyle dörtte bir oranında artırılarak 2 yıl 6 aya çıkarıldı. Daha sonra altıda bir takdiri indirim uygulanarak sonuç ceza 2 yıl 1 ay olarak belirlendi.

İstinaf dilekçesinde, Türk Ceza Kanunu’nun 125/4. maddesindeki aleniyet artırımının altıda bir olduğu belirtilerek, mahkemenin dörtte bir artırım uygulamasına itiraz edildi. Avukatlar, mevcut temel ceza ve takdiri indirim korunduğunda sonuç cezanın 1 yıl 11 ay 10 gün olacağını öne sürdü. Avukatlar, ceza hesabındaki hatanın lehe hükümlerin değerlendirilmesini de etkilediğini belirterek, bunların yeniden incelenmesini istedi.

"Kayıtlar sesli dinlenemedi" itirazı

Gerekçeli kararda görüntü kayıtları ve bilirkişi raporunun incelendiği belirtilirken, istinaf dilekçesinde savunmanın sunduğu görüntülerin duruşmada açıldığı, ancak teknik sorun nedeniyle ses alınamadığı ileri sürüldü. Avukatlar, başka bir flash bellek sunabileceklerini belirtmelerine rağmen teknik sorunun giderilmediğini ve görüntüler üzerinden savunma yapmalarına imkân verilmediğini kaydetti. Sözlerin muhatabı ve anlamının belirlenmesi için kesintisiz kayıtların sesli dinlenmesinin gerekli olduğu vurgulanarak, savunma hakkının sınırlandırıldığı savunuldu.

"Mahkumiyetin hükmü bütün sonuçlarıyla kaldırılsın"

İstinaf dilekçesinde, öncelikle mahkûmiyet hükmünün bütün sonuçlarıyla kaldırılması ve İmamoğlu’nun beraati istendi. Doğrudan beraat kararı verilmemesi halinde duruşma açılması, konuşma kayıtlarının kesintisiz ve sesli incelenmesi talep edildi. Mahkumiyet yönündeki görüşün korunması halinde ise ceza hesabının düzeltilmesi, adli para cezası ve alt sınırdan ceza talepleri ile lehe hükümlerin yeniden değerlendirilmesi istendi.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU