Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 53'ü tutuklu, 436 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine, İstanbul 33’üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de 98’inci gününde İmamoğlu'nun savunmasıyla devam edilecek. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, duruşmayı takip etmek üzere Silivri’ye geldi. Duruşmanın girişinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin şunları söyledi:
"Halk TV’ye kayyım atanması, muhalefetin sesini duyuran birkaç televizyonun kayyım atanıp kapatılmasını bekliyor muyduk, bekliyorduk. Halk TV'ye kayyım atarlar mı? Atarlar. Ne zaman atarlar? En sona geldiklerinde artık onu da yaparlardı. Bu hükümetin en sona geldiği anlaşılıyor artık. O kadar çaresizler ki fon meselesinin doğru düzgün tartışıldığı, milletin bilgilendirildiği bir noktada bu alanları tamamen kapatmak istiyorlar. Daha dün şunu gördük: İktidar seçmeni, muhalefet televizyonlarını ilk kez bu kadar yüksek izliyor. Neden? Olan bitenden rahatsız. Ne oluyor diye dönüp Halk TV'ye bakıyor, Sözcü TV'ye bakıyor, Koza TV'ye bakıyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Buna tenezzül eden iktidarın sonu gelmiştir”
İkincisi, 9 Mart'tan beri burada savunma hakkı engelleniyor. Temmuzda izin vermediler. Ağustosta izin vermediler. Bugün ilk kez Ekrem Bey 589 gün sonra savunma hakkını kullanacak. Bu sabah Halk TV'yi kapatıyorlar. Bu iktidarın tükenmişliğinin, çaresizliğinin ve acziyetinin göstergesidir. Kimse buradan ‘İktidar güçlü, Tayyip Erdoğan güçlü. Bakın, Halk TV'yi de kapattı’ diye bir umutsuzluğa kapılmasın. Dünyanın en güçlü ülkelerini, en güçlü demokrasilerini, en güçlü liderlerini düşünün. Buna tenezzül eden, sonu gelmiştir, bitmiştir. Halk TV'deki bir yayına katlanamayan, ‘Susturayım ki fon meselesi tartışılmasın. Susturayım ki İmamoğlu'nun savunması duyulmasın. Susturayım ki muhalefet sesini duyuramasın. Susturayım ki Özgür Özel konuşacak mecra bulamasın’ noktasına geldiyse bir iktidar. O bitmiştir. Birilerinin sonu geldi. Biz daha yeni başlıyoruz arkadaşlar. Kimse moralini bozmasın.
"Hiçbir şey kolay olmayacak ama asla teslim olmayacağız”
Gün içinde Halk TV ile dayanışmamızı göstereceğiz. Bunun dışında diğer muhalif kanallardan, yeni kanallardan ve sosyal medya üzerinden, yeni örgütlenmelerden, yeni imecelerle yeni kanallar kurarak biz bu cenderenin içinden çıkacağız. Halk TV'de çalışan arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyorum. Halk TV'nin yönetimine geçmiş olsun diyorum. Halk TV'nin sahibine Cafer Bey'e geçmiş olsun diyorum. Bütün gücümüz, desteğimiz, mücadelemiz onlarla birlikte. Herkes şunu bilsin: Hiçbir şey kolay olmayacak. Ben bir gün çıkıp ‘Tamam oldu’ diyeceğim. Ne zaman biliyor musunuz? Seçim sonuçlarında açık ara olduğumuz o gece, ‘Tamam oldu, başardık’ diyeceğim. O güne kadar zorlanacağız, acı çekeceğiz, zulüm göreceğiz, belki başımıza çok kötü şeyler gelecek ama teslim olmayacağız.
"Kimse moralini bozmasın, dimdik ayaktayız”
Şu anda Erdoğan, saray rejimi bize karşı öne geçmedi, gol falan atmadı. O başka bir tabela. Orada zaten 50 tane gol attılar kendilerince. Siz şuna bakın, milletin gönlündeki tabelada millet seçimi bekliyor ve bunları değiştirmek istiyor mu, moral üstünlük bizde mi, yıkılmadık ayakta mıyız; o zaman biz kazanacağız. Esas skor tabelası milletin gönlünde olan, milletin vicdanında olan. Bunlar Ekrem Başkan'ın mazbatasına çöktükleri gün kazanmışlardı değil mi? Ne oldu 40 gün sonra? Millet duman etti bunları. Bin beter olacaklar. Kimse moralini bozmasın. Dimdik ayaktayız. Ekrem Bey orada ayakta. Halk TV orada ayakta. Biz burada ayaktayız. ‘Yenildik, kaybediyoruz’ hissine biz kapılmadıkça onlar asla kazanamayacak. Korkak onlar.
"Fon skandalının devlet yönetimi krizi olduğunu vurgulayan Halk TV’yi susturdular”
Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını takip etmek üzere Silivri Cezaevi’nde bulunan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Koza TV’nin canlı yayın konuğu oldu. Özel, Halk TV’ye kayyım atanmasını şöyle değerlendirdi:
Biz bugün sabahleyin 05.30 gibi Halk TV'ye polislerin gitmesiyle, çeşitli görevlilerin gitmesiyle birlikte haberdar olduk. Bugün 590 gündür beklenen bir gün. Ekrem İmamoğlu'na 590 gündür haysiyet cellatlığı yapılıyor. Kendisine, yakın çalışma arkadaşlarına, ailesine. Sürekli iftiralar atılıyor. Sürekli kendisini savunmak istediğinde de ‘Günü gelince savunacaksınız’ diyorlar. O gün nihayet bugün ki biliyorsunuz birkaç kez engellendi savunması. Savunmasını kitap yaptı. Kitabın dağıtımı engellendi, basımı engellendi. En nihayetinde büyük mücadeleler sonucunda bugün savunmasını yapacak. Bu savunmayı Türkiye nereden duyacak? Elbette Halk TV'den, Sözcü'den, Koza TV'den ve sosyal medyadan duyacak. Onun dışındaki kanallar ya da çok kısıtlı bir-bir buçuk dakikalık paketler veriyorlar en zararsız yerinden ya da burada olanları tamamen çarpıtarak ya da lehlerine bir şey olmazsa hiç görmüyorlar. Çarpıtacak bir durum olursa da onu yapıyorlar. O açıdan Halk TV izlenme oranlarıyla da hepinizin malumu Türkiye'de en çok izlenen haber kanalı birçok yayın diliminde. Bu sabah Halk TV'ye gelip operasyon yapıp yayınını durdurdular. Bir kez bu Türkiye siyaseti tarihinin en önemli davası ve bu davada halkın haber alma hakkına bir saldırı bu. İkincisi sizlerin hep birlikte yapmaya çalıştığımız bir şey var. Türkiye'de asrın yolsuzluğu yaşandı, asrın vurgunu yaşandı. Bu asrın vurgununda bu vurgunu yapanları atayanlar AK Partili, atananlar AK Partili, vurgun yapanlar AK Partili ama parası birileri tarafından çalınanlar da yüzde 85-90 oranında AK Partili. Son günlerde hep şöyle analizler duyuyoruz. Muhalif kanallar, fon vurgunuyla ilgili haber yapan kanallar iktidar seçmeni tarafından da ya da geçmiş dönemde Cumhur İttifakı'na oy vermiş seçmen tarafından da çok dikkatle takip ediliyor. Bir yandan da buna engel oluyorlar. Yani fon vurgunun üstü, merkez medyadaki gibi ya da yandaş medyada gibi örtülsün ya da AK Parti'nin lehine verilsin. ‘Tayyip Bey'in haberi yoktu. Reise bunu nasıl yaparsınız? Zaten küçük bir şey. Yakın zamanda halledeceğiz’ diye bunun bir sistemsel sorun olduğunu kabul etmeyen bir habercilik dili istiyorlar. Oysa muhalif medyanın, Halk TV'nin de bugün susturulan dili olayı bütün çarpıklığıyla ortaya koymaya çalışan ve bunun sistemsel bir kriz, bir devlet yönetimi krizi olduğunu vurguluyordu. Orayı da susturdular.
"Seçime giderken muhalefeti sessizleştirmeye çalışıyorlar”
Üçüncü bir konu olarak da daha geniş zamanlı bakarsak seçime gidiyoruz. Seçime giderken muhalefeti adaysızlaştırdılar, kurumsuzlaştırmaya çalıştılar, CHP'yi elimizden aldılar. Lidersizleştirmeye çalışıyorlar muhalefeti. Muhalefette nerede sesi çıkan birisi varsa; bu iktidarı rahatsız eden akademisyen olmuş, karikatürist olmuş, gazeteci olmuş, öğrenci olmuş, siyasetçi olmuş fark etmiyor, saldırıyorlar. Dokunulmazlığı olanlara dokunamıyorlar, eşlerine dokunuyorlar. Deniz Yavuzyılmaz'ın olduğu gibi. Ailelerine dokunuyorlar, yakınlarına dokunuyorlar. Şimdi de adaysızlaştırılan, kurumsuzlaştırılmaya çalışılan, lidersizleştirilmeye çalışılan muhalefetin bu sefer de iletişim olanaklarının elinden alınması, mecrasızlaştırma, sessizleştirilmeye çalışılıyor. Seçime de böyle bir ortamda gitmenin bir niyeti bu.
"Tüm mecralar tehdit altında”
O zaman nasıl görmek lazım? Birincisi vatandaş şunu bilmeli ki burada yapılan iş bir televizyonu susturmak değil. Vatandaşın haber alma hakkına engel olmak. Vatandaşın serbestçe seçim yapma hakkına engel olmak. İstediğine oy vermesi için serbestçe bütün siyasetçileri dinlemesi, siyasi ortamı kendisinin doğru analiz etmesi lazım. Buna engel olmaya çalışıyorlar. Bir de şunu bilmeliyiz: Korku salmak, korku yaymak, endişeyi yaygınlaştırmak benim işim değil ama artık bundan sonra tüm mecralar tehdit altında. Sözcü TV de öyle, Koza TV de öyle, diğer mecralar da tehdit altında. Burada yapılmak gereken bugün Halk TV'ye sahip çıkma günü, muhalif medyaya sahip çıkma günü, gazetecilere sahip çıkma günü.
"Seçmenin sandıktan umudunu kesmesini istiyorlar”
Bir de her şeyin toplamında hepimizi birden adaysızlaştırıp, kurumsuzlaştırıp sessizleştirmeye çalışırken bizi aslında toplamda umutsuzlaştırmak istiyorlar yani. ‘Bu seçimi kazanamayız. Ne olursa olsun AK Parti kazanır. Tayyip Erdoğan kazanır. Kaybetse de kazanır. Kaybetse de vermez’ diyerek bir umutsuzluğu yayıp sandığa küstürmek, sandıktan umut kestirmek ve demokrasiden umut kestirmek ve bu umutsuzluktan kendilerini beslemek. Çünkü onun yandaşı sandığa gidecek ama muhalif seçmen umutsuz bir şekilde sandığa gitmeyecek veya daha iş sandığa kalmadan bu günlerde anket için arayana ‘Kararsızım, oy vermeyeceğim, protesto ediyorum. Ben gitmiyorum’ diyecek. Görüşünü söylemeyecek. Yarın bir miting, bir eylem olacak oraya katılmayacak. Dinamizmi ortadan kaldırsın, mobilizasyonu ortadan kaldırsın, vatandaşın vatandaş olmaktan kaynaklı tepki ve protesto hakkını kullanmaktan onu alıkoysun; buna çalışılıyor. Onun için burada önemli olan iktidarın ne yaptığı değil. O yaptığını yapıyor. Kötülük yapıyor. Mikroba, ‘Niye hastalık yapıyorsun’ diye sorulmaz. Biz ne yapacağız? Morali yüksek tutacağız. Birbirimize güveneceğiz. Muhalefet birbiriyle uğraşmayacak. Muhalefet seçmeniyle, siyasetçisiyle, sivil toplum örgütleriyle, gazeteleriyle, medyasıyla, akademisyenleriyle yani itirazı olan herkes birbirine sahip çıkacak, birbirini yıpratmayacak, birbirine destek olacak, birbirinin hatasını örtecek, birbirinin sıkıştığı yerde yardımına koşacak ve morali yüksek tutacağız. Çünkü umutsuzluk bu işin en kötü tarafı. Umudu diri tuttuktan sonra baş edilemeyecek kötülük yoktur. Ama tabii bu şu demek değil: Her şey yol yolunda, iyi gidecek. Ben zaten bundan neredeyse bir yıl önceki kurultayda demiştim; ‘Ben size gül bahçelerinden geçerek iktidara gitmeyi değil; dikenli yollarda yürümeyi, acı çekmeyi, işkenceleri, belki ölmeyi ama teslim olmamayı vadediyorum, mücadeleyi vadediyorum.’ Bu benim tek başıma şahsi bir şeyim değil. Yol yürüdüğümüz herkesin ortak inancı, ortak kararlılığı olarak bunları ifade etmek gerekiyor.
Duruşmaya dikkat çekti
Bugün burada tarihi bir duruşma görülüyor. Onun ilk yarım gününü izledik. Daha dört gün sürecek. Vatandaşlarımızın ne olursa olsun istedikleri takdirde bilgiye ulaşma imkanları var. Koza TV'yi takip ederek, tüm mecraları destekleyerek, takip ederek buradan ilgilerini uzak tutmamalarını, Halk TV'den desteklerini esirgememelerini ve muhalif medyayı kurumlarıyla ve çalışanlarıyla sahiplenmelerini bekliyoruz.
Halk TV önüne davet
Özel, diğer muhalefet liderleriyle bir araya gelip gelmeyeceği sorusuna şu yanıtı verdi:
Ben diğer muhalefet liderleriyle sürekli iyi ilişki içinde olmayı, diyalog halinde olmayı ve bir arada olmayı çok önemsiyorum. Bu konuda da sağ olsun diğer muhalefet liderleri de üzerlerine düşeni gerektiği zamanlarda hep yaptılar. Gerçi davanın bugününde tahmin ediyorum üç-dört güne yayılacağı için ve diğer siyasi partilerden gelenler var ama daha yoğun bir katılım, daha yüksek bir temsil beklenir. Ama muhalefetin birbiriyle dayanışması her zaman çok önemli. Geçtiğimiz hafta Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) önüne YENİ Parti’nin bir çağrısı, bir kolaylaştırıcılığı, moderasyonunda bir iş yaptık. Orada neredeyse bütün siyasi partiler vardı, muhalefetin bütün renkleri vardı, gazeteci örgütleri vardı, AYM’de başvurusu bulunanlar, sosyal medya hesaplarına kısıtlama getirilmiş kurumlar ve kişiler vardı. Oradaki birliktelik umut verici bir birliktelik. Bunu her alanda sürdüreceğiz. Bugün de saat 17.00’de Halk TV'nin önüne örgütümüz çağrı yaptı. Buradaki duruşma bittikten sonra ben de oraya gideceğim ve herhalde 18.00-19.00 gibi orada tüm sivil toplum örgütleri de olacak. Ben buradan bütün muhalefet partilerini, yöneticilerini, İstanbul'da olan değerli varsa liderlerini, yöneticilerini, il başkanlarını, ilçe başkanlarını, üyelerini ve tüm vatandaşlarımızı Halk TV'ye bir dayanışma göstermek üzere Halk TV'nin önüne de davet ediyoruz.
"Muhalefet ayrı düşerse iktidarın ekmeğine yağ sürer”
Devam eden süreçte liderler düzeyinde de temastan, bir arada olmaktan kaçmam. Kaçmamak lazım. Çünkü gün ayrışma değil, dayanışma günü, bir araya gelme günü. Tek başımıza hiçbirimizin bir işi halledemeyeceğimizi hepimiz biliyoruz, görüyoruz. Bugün muhalefet birbirinden ayrı düşerse iktidarın ekmeğine yağ sürer. O yüzden bir büyük birlikteliği hep birlikte sağlamak durumundayız. Her kademede yani mahallelerden başlayıp genel başkanlara kadar her kademede.
Independent Türkçe, ANKA