"Her yere açılan üniversiteler, kentlerin geleneksel kimliğini bozuyor"... Dilipak'ın iddiasına katılan da karşı çıkan da var

Dilipak'ın dile getirilen iddiayı Anadolu'daki üniversitelerde görev yapan eğitimcilere ve sosyologlara sorduk. Genel görüş üniversitelerin şehirlerin sosyo-kültürel yapısını değiştirdiği yönünde ama olumsuz değil

Üniversiteli gençler, bulundukları ilin sosyo-kültürel yapısına katkı sağlıyorlar / Fotoğraf: anadolu.edu.tr

Türkiye'de hâlihazırda 131'i devlet, 78'i vakıf üniversitesi olmak üzere 209 üniversite var. Ayrıca beş tane de meslek yüksek okulu bulunuyor.

81 ilin tamamında üniversite mevcut. Neredeyse her yıl üniversite sayılarına yenisi ekleniyor.

Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, önceki (4 Mart 2020) gün köşesinde kaleme aldığı yazıda artan üniversite sayısıyla ilgili bir iddiada bulundu. Yazar Dilipak, üniversitelerin açıldığı kentlerin geleneksel kimliğini bozduğunu savundu.

abdurrahman.jpg
Abdurrahman Dilipak / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"O ildeki öğrenciler de ailelerinden farklı dünyanın peşinde savruldu"

Dilipak'ın, "Dedeler ve Torunlar" başlıklı yazısından bir bölümü şöyle: 

Her yere açılan üniversiteler, hangi aklın ürünü ise, o ilin geleneksel kimliğini de bozdu, o ildeki öğrenciler de ailelerinden ayrı, farklı bir dünyanın peşinde savruldu. Din, ahlak, gelenekten bağımsız, hayatı bir eğlence ve oyun olarak algılayan, hayatı bir kumar olarak gören, çilesiz, hedonist / zevkçi; diplomalı cahiller olmaya aday, ezberci, 'gemisini kurtaran kaptan' anlayışına sahip, başarı için torpil arayan, keyif verici, heyecanlı bir iş ve çalışan, yakışıklı bir eş arayışında bireylerden oluşan bir gençlik! Ne sağcı ne solcu, futbolcu! İdeolojisiz, renksiz, kimliksiz, kişiliksiz bireyler!

üniversitegençliği.jpg
Türkiye'nin her ilinde üniversite bulunuyor / Fotoğraf. anadolu.edu.tr

 

Üniversitelerin ekonomik katkısı tartışılmaz

Üniversitelerin kurulduğu illerin ekonomik hayatına katkı sağladığı tartışmasız bir gerçek.

Alışverişin yanı sıra kafe ve eğlence amaçlı mekan sayısında da bir artış yaşanıyor.

Ev kiralarındaki artışı da unutmamak lazım. Ancak Dilipak'ın üniversitelerin açıldıkları illerin geleneksel kimliğini bozduğu iddiası ayrıca bir yorumu gerektiriyor.

Bu nedenle "üniversiteler açıldıkları şehirlerin geleneksel yapısını bozuyor mu?" sorusunu muhafazakar kimliğin ağır bastığı iki ildeki eğitimcilere ve sosyologlara sorduk.

cem.jpg
Cem Zorlu / Fotoğraf: [email protected]

 

"Kentteki toplumsal dokuya katkıları gayet olumlu"

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zorlu, soruya "Nereden baktığınız önemli" diyerek üniversitelerin şehirlere hareketlilik getirdiğini söyledi.

Zorlu, üniversitelerin kültürlü, eğitimli bir kesimin oluşmasını sağlıyor belirterek, "Negatif anlamda değil pozitif anlamda bir hareketlilik getirdiği kanaatindeyim" dedi. 

"Gelen gençlerin oradaki toplumsal dokuya negatif anlamda bir etkisi olacak değil" diyen Zorlu, "Aynı zamanda bu gençlerin pozitif etkileri de olacak. Ben Anadolu'daki bir üniversitenin rektörü olarak gözlemim üniversiteye gelen gençlerin bulundukları kente de toplumsal dokuya da katkıları gayet olumlu. Pozitif etkileri olduğunu da düşünüyorum. O noktada pek olumsuz bir düşünceye sahip değilim" ifadelerini kullandı. 

ferhatkentel.jpg
Ferhat Kentel / Fotoğraf: Twitter

 

"Üniversiteler ideolojik, kültürel anlamda değişime yol açıyor"

Sosyolog Prof. Dr. Kentel de üniversitelerin kuruldukları kentlerin ekonomisine, sosyo-kültürel yapısına olumlu etki yaptığını belirterek, şu tespitlerde bulundu:

Zaten 81 kente üniversite açılmasının en önemli nedeni oraya maddi katkı sağlaması içindi. Hem maddi hem kültürel olarak bir değişim sağlıyor. Anadolu'nun daha geleneksel olan şehirlerinde çok daha iç içe geçiren bir yapı haline getiriyor. Ulus devletin harman etmek, doğuluyu batıya, batılıyı doğuluya götürme politikasına hizmet eden bir durum. Üniversiteler her anlamda ideolojik, kültürel bakımdan değişime yol açan bir değer.

"Geleneksel muhafazakarlığı kırma noktasında da etkisi var"

Üniversitelerin bulundukları illerdeki geleneksel muhafazakarlığı kırma noktasında da etkisi olduğunu öne süren Kentel, sözlerini şöyle tamamladı:

Başlangıçta oradaki insanlar, yabancılar gelince mesafe koyuyorlardı belki ama zamanla genç insanların yaşadıkları pratikler o şehrin yeni bir özelliği olarak hayata geçiyor. Kimi muhafazakar insanların da korkuları bu muhtemelen.

israfil balcı.jpg
İsrafil Balcı / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"Nüfusa oranları düşük, Anadolu'daki yapıyı nasıl bozacak?"

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsrail Balcı, Dilipak'ın iddialarına katılmanın mümkün olmadığı görüşünde.

Anadolu'da herhangi bir üniversite açıldığında onun şehrin nüfusuna oranının yüzde 1 ile 5 arasında olduğunu belirten Balcı, "Diyelim ki yüzde 5 gibi bir oran Anadolu'daki bir şehirdeki yapıyı nasıl bozacak? Bu son derece yanlış bir söylemdir. Doğru bulmuyorum" şeklinde konuştu.

"Şehrimde iki üniversitenin dokuyu bozduğuna dair emare görmedim"

Bu tür söylemlerin üniversite ortamında öğrencilerin daha özgür düşünmelerinden rahatsız olan kimi çevrelerin iddiası olduğunu öne süren Balcı, şöyle devam etti:

Bulunduğum şehirde iki üniversite var. Şehrin dokusunu bozduğuna dair emare görmedim. Tersine şehrin ekonomik, kültürel gelişmesine katkı sağlıyorlar.

"Üniversite gençlerini suçlayan söylemler topluma katkı sağlamaz"

Burada sorunun konuya sadece tek çerçeveden bakmaktan kaynaklandığını öne süren Balcı, şunları kaydetti:

Öğrenciler başıboş kalıyor, dini hassasiyetlerden uzak kalıyor. Bu da toplumu etkiliyor gibi bir söylem söz konusu sanırım. Üniversite öğrencisinin yaşam tarzından toplum ne kadar etkilenebilir. Bu tür söylemler geliştireceğinize gençleri anlamaya çalışın. Üniversite gençlerini suçlayan söylemler topluma, toplumsal barışa katkı sağlamaz.

"Daha çok dini açıdan ele alınmış bir söylem"

Dilipak'ın dile getirdiği iddianın daha çok dini açıdan ele alınmış olan bir söylem olduğunu öne süren Balcı, "Ancak realite ile iddiayı yan yana getirince katılabilir bir yanı olmadığını söyleyebilirim" dedi. 

müfidyüksel.jpg
Müfid Yüksel / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"Üniversitelerin kimi yerlerde örf ve adetleri kırıcı, sarsıcı bir etkisi oluyor"

Sosyolog ve araştırmacı yazar Müfid Yüksel ise belli noktalarda Abdurrahman Dilipak'ın görüşlerine katılıyor.

Üniversitelerin Anadolu'da illerin kültürel yapısına etkisinin bölgelere göre değiştiğini söyleyerek söze başlayan Yüksel, şöyle devam etti:

Batı illerinde örneğin Balıkesir, Çanakkale gibi yerlerde etkisi daha fazla. Buralarda örf ve adetleri kırıcı, sarsıcı bir etkisi oluyor. İç bölgelerde de Batı illeri kadar olmasa da belli oranda oluyor. Özellikle gençlik bazında. Konya buna örnek: Gençler, kız ve erkek arkadaşlarında geleneksel muhafazakarlığın etkisindeki ailelerin tasvip etmeyeceği tutumlara girebiliyor.

"Taşra üniversiteleri dökülüyor, kültürel ortamın yükselmesine katkıları yok"

Yüksel, buna karşın Anadolu'daki birçok üniversitenin kültürel ortamın yükselmesine bir katkısı olmadığını öne sürerek, "Çünkü taşra üniversiteleri dökülüyor. Her yerde açılıyor ama kalite olarak yerlerde sürünüyor. Buna şahidim. Bir ikisi hariç hepsi bu durumda. İyi hocalar oluyor ama genelde ciddi sıkıntı var. Daha çok nicelik öne çıkmış durumda nitelik geride" yorumunda bulundu.

"Şehre pek katkıları olmuyor"

Anadolu'daki üniversitelerin halkın içinde olmamalarından dolayı kente ciddi bir katkılarının da olmadığını öne süren Yüksel, "Örneğin bir Harran, Fırat, Yüzüncü Yıl Üniversiteleri'nin bulundukları şehre çok katkısı yok. Akademik üretim anlamında da ciddi sıkıntı var" iddiasında bulundu.

şenol.jpg
Şenol Metin / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"Şehirlerin sosyo-kültürel yapısında değişikliğe yol açıyor"

Eğitimciler Birliği Sendikası Konya Üniversite Şube Başkanı Şenol Metin ise özellikle Anadolu'da kurulan üniversitelerin kentin ekonomisine ve sosyo-kültürel yapısına katkısının tartışmasız olduğunu görüşünde.

Metin, "Anadolu'da öyle şehirler var ki örneğin Isparta'nın toplam nüfusu içerisinde üniversitenin payı yüzde 10'a yakın iken, ekonomik hayatı içerisindeki payı yüzde 12-15 nispetinde. Böyle bir büyüklüğün o şehrin sosyo-kültürel yapısında değişiklik yapmadığını iddia etmek gerçekliğe aykırı olacaktır" dedi. 

"Sosyo-kültürel hareketliliği arttırması yozlaşma olarak nitelendirilemez"

Üniversite öğrencilerinin ve akademisyenlerin görünürlüğü yüksek, hareketli bir kitle olduğuna dikkat çeken Metin, bunun sonucunda bulundukları illerde sosyo-kültürel hareketliliğin artığını kaydetti.

Bunun yozlaşma olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Metin, “Bu ne pozitif ne negatif bir durumdur. Nötr bir durumdur. Gerçekliktir. Sizin bir gerçekliğe değer atfetmeniz doğru değildir” diye konuştu.

Üniversiteye erişebilirlik 40 yılda yüzde 6’dan 45’lere çıktı

1980'lerin başında o günkü nüfusun yüzde 6'sının üniversitelere erişebilirliği varken günümüzde bu oranın yüzde 45'lere çıktığına dikkat çeken Metin, "Bizim konuşmamız gereken Anadolu'da üniversite kurulması değil, niceliksel olarak ulaşmamız kolaylaşan üniversitelerin nitelik olarak da güçlendirilmesini konuşmak olmalıdır. Buna yoğunlaşırsak sorunları daha kolay çözeriz" dedi.

"Yozlaşma işareti görmek yanlış bir şeydir"

 Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak'ı, "önemsedikleri" bir yazar olarak gördüklerini ifade eden Metin sözlerini şöyle noktaladı: 

"Dilipak hocamız bunu yozlaşma işareti olarak değerlendirdiyse bu rüzgara karşı nefes almaktır. Yanlış bir şeydir. Kültürel iktidarı kurma iddiamız var ise üniversitenin şehre olan katkısını daha milli, yerli, daha İslami değerlerler üzerinden nasıl transfer ederiz bunun üzerinde durmamız lazım ki düzeyi yetersiz olsa da bu da yapılıyor." 

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU