İran'ın Ürdün'ü hedef alması, iyi düşünülmüş bir plan mı yoksa akıl almaz bir tehdit mi?

"Tahran tehdidi geçici değil, uzun vadeli olacak"

Suriye sınırında Ürdün ordusuna ait gözlem noktasının üzerinden uçan insansız hava aracı

Suriye'de çözüm için yakın zamanda duyurulan Ürdün-Arap girişiminin en belirgin koşulların biri de buradaki İran varlığının sona ermesi ve onunla bağlantılı tüm milislerin sınır dışı edilmesiydi.

İran'ın Ürdün'ü hedef aldığı bir komplonun varlığına dair konuşmalar yeniden gündeme geldi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

ABD ve İsrail'i kışkırtma ve nükleer projeyi örtbas etme girişiminden bahsedilirken ABD merkezli The Hill gazetesi tarafından yayımlanan iki makalede İran'ın hedef alındığına dair uyarılar kaydedildi. 

Kenneth Pollack, "Ürdün muhtemelen İran'ın bir sonraki domino taşı olacak" başlıklı makalesinde, Umman'ın, 2011'den bu yana birçok Arap ülkesinde elde edilen bir dizi başarının ardından Tahran'ın ve direniş ekseninin hedefi olabileceğini öne sürdü. 

The Hill gazetesinde yer alan söz konusu makalede, "Beyrut Hizbullah'ın, Bağdat Haşdi Şabi'nin, Sana ise Husilerin elinde. Şam, Suriye nüfusunun yüzde 80'inden fazlasını oluşturan Sünni Müslümanların şiddetli saldırılarına rağmen Esed aşireti ve Alevi kardeşlerinin elinde. Ürdün, İran'ın bölgesel yıkım çılgınlığının bir sonraki bariz kurbanı" vurgusunda bulundu. 

Bu uyarısını Ürdün'ün Suriye ve Irak ile ortak sınırlarının uzunluğu, Amman'ın zorlu ekonomik koşullarından ve Ürdünlülerin çoğunun bu koşullar nedeniyle yaşadığı huzursuzluk durumundan yararlanan İranlı milislerin buradaki varlığı, Ürdün'de 3 milyon Suriyeli ve Iraklı mültecinin varlığı ile ilişkilendirdi. 

Aynı gazetede yayımlanan "İran'ın bir sonraki hedefi Ürdün mü olacak?" adlı makalede ise İran'ın yürüttüğü politikanın Arap ülkelerine müdahale etmeyi oldukça iyi başardığına, öyle ki Tahran'ın bir sonraki kurbanının derin sosyo-ekonomik sorunlar yaşayan Ürdün olmasının mantıklı olduğuna dikkat çekildi. 


Ürdün'ün değişimi

Ürdün'ün İran'a yönelik resmi söylemi, yıllar süren gerilim, Tahran'ın uyuşturucu kaçakçılığı ve ülkeyi insansız hava araçlarıyla hedef alma girişimlerinin arkasında olduğu yönündeki suçlamaların ardından sakinleşmeye başladı. 

İran'a yakınlığı ile bilinen Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 2022'de Ürdün'deki Bağdat 2 konferansından yararlanarak Ürdünlüleri Tahran'a açılmaya, iki ülke arasındaki soğuk ilişkilere yeni bir şans vermeye teşvik etmeye çalıştı. 

Ölü Deniz'de düzenlenen Bağdat'ta Uluslararası Konferansı'na katılan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan, Kudüs'teki Haşimi vesayetini destekleyen açıklamalar yapmıştı. 

Yaklaşık bir yıl önce Ürdün'ün Tahran'a karşı tutumunda radikal değişiklikler izlendi. Resmi açıklamalar, İran tehlikesine ilişkin uyarılardan İran'ın bölgedeki rolüne ilişkin konuşmalara dönüştü.

Ürdün Kralı'nın İranlılar ve vekillerinin Güney Suriye'de dolduracakları Rus boşluğuna dair uyarısına karşılık Ürdün Başbakanı Bişer el-Hasavneh ise geçen yıl BBC'ye verdiği röportajda, ülkesinin İran ila iyi ilişkiler peşinde olduğunu söyledi. 


Devrim Muhafızları listesi

Gözlemciler ise İran'ın Ürdün'ü hedef aldığı yönündeki söylemin, Tahran'ın İsrail ve ABD'yi nükleer projesinden uzaklaştırma girişiminden başka bir şey olmadığını söylüyor.

Suriye meselelerinde uzmanı Salah Malkavi, özel güvenlik istihbaratının İran Devrim Muhafızları'nın geçen ay Ürdün İşleri Ofisi adında yeni bir ofis kurduğunu ortaya koyduğunu söyledi. 

Independent Arabia'ya konuşan Malkavi, İran'ın aslında her zaman Ürdün'ü hedeflediğine, ancak bunun geçici değil uzun vadeli olacağına, ABD'nin varlığı ve Şii mezhebinin yokluğu dolayısıyla uygulanmasının on yıllar alabileceğine işaret etti. 

Aynı zamanda, "Son 12 yıl içerisinde, İran'ın Şam'daki varlığı ve nüfuzu gerçeğine dair iki anlatının tutsağı olduk. İlk anlatı, Suriye rejimi tarafından Araplara yönelik mesajlar ve sinyallerle pekiştirildi. Suriye muhalefeti, Beşşar Esad rejimini hedef aldığı girişimde bu etkinin boyutunu abartan bir anlatı benimsedi. Ancak Esed döneminde varlığı pekişti. Bu da Şii seferlerine, Sünni bölgelerde ve Arap aşiretleri arasında yoğun bir varlığa neden oldu. Alevi bölgelerinde ise İran varlığı mevcut değil" vurgusunda bulundu.

İran'ın Suriye'deki varlığı Dera bölgeleri, Halep kırsalı ve Şam'ın batısı ile sınırlıydı.

Üsleri ise Irak, Afgan ve Pakistan milisleri, Ürdün'ü endişelendiren, 50 bin savaşçının bulunduğu tahmin edilen Lübnanlı "Hizbullah" milisler aracılığıyla Ürdün'e yakın Suveyda ve Dera'ya yayıldı.

Bu milislerin Ürdün'ü hedef almak için kullandıkları araçlardan birinin uyuşturucu kaçakçılığı olduğunu vurgulayan Malkavi, Suriye'nin güneyinde önde gelen uyuşturucu kaçakçısı lideri Mari er-Ramsan'ın Mayıs ayında Ürdün'ün bombalamasında öldürülmesi ardından Ürdün'ün üç insansız hava aracıyla hedef alındığına, bunların düşürüldüğüne dikkat çekti.

Aynı zamanda sadece İran'da üretilen eş-Şabu adlı yeni bir ilaç türünin bulunduğunu da ekledi.
 


Şii turizmine giriş

Ürdün'ün eski İran Büyükelçisi Bassam el-Amuş, Şii turizmini kabul etme davetlerine ekonomik gerekçelerle boyun eğilmesi hususunda uyarılarda bulundu.

Dini boyutun, Tahran'ın bugün bulunduğu tüm Arap ülkelerinde nüfuzunu ve kontrolünü genişletmek için her zaman kullandığı araçlardan biri olduğuna işaret eden Amuş, şöyle ekledi:

Devlet, fayda veya çıkar sağlamaktan çok zararı önleme ilkesini esas almalı. İran'ın girdiği dört Arap ülkesinde yaşananlardan ders çıkarmalıyız. Lübnan bir cumhurbaşkanı seçemez ve Lübnan para birimi çökmüş durumda. İran'ın Irak ve Yemen'deki varlığına ek olarak Suriye krizi hala devam ediyor. Ürdün, İran'ın sızıntısına izin verdiği taktirde ağır bir bedel ve büyük bir güvenlik faturası ödeyecek. İran'a, devlete ve halkına saygılıyız. Ancak Humeyni'nin gelişinden bu yana Arap ülkeleri hedef alınıyor.


Akıl almaz tehlike 

The Hill gazetesinde yer alan uyarıları reddeden Ürdün siyasi meseleleri uzmanı Ahmed Fahim ise bunların söz konusu olmadığını, bölgenin doğasının anlaşılmadığını gösterdiğini söyledi.

Şii mezheplerin ve demografik ağırlığının İran'ın etkisine ve konumuna hizmet edecek yönde lojistik desteği oluşturabilecek şekilde bulunduğu Irak, Yemen, Lübnan ve Suriye'den farklı olarak, Ürdün'de İran varlığı için bir temel bulunmadığını belirten Fahim, Ürdün'ün İsrail'e komşu bir ülke olduğuna, ABD ile birlikte pek çok askeri üssü olan krallıkta herhangi bir İran nüfuzuna izin vermeyeceğini belirtti. 

 

 

Independent Arabia

DAHA FAZLA HABER OKU